<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" version="2.0">
         <channel>
         <title>Sağlık</title>
         <link>https://www.keyfiniz.com/saglik/</link>
         <description>En güncel {kategoribaslik} Haberleri.Son dakika {kategoribaslik} haberlerini buradan takip edebilirsiniz. En son {kategoribaslik} haberleri anında burada.</description><item>
			<title><![CDATA[Diş çürüklerine karşı önemli... Dondurma yasak değil, doğru seçim önemli]]></title>
			<description><![CDATA[Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte serinletici gıda ve içecek tüketimi artarken, özellikle çocuklarda milkshake, gazlı içecekler, bubble tea ve hazır meyve suları gibi şekerli kaçamaklara olan yönelim dikkat çekiyor. Uzmanlar, sık atıştırmalık ve şekerli içecek tüketiminin diş minesini zayıflattığını ve çürük aktivitesini artırdığını belirtiyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) - Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, yaz aylarında değişen beslenme alışkanlıklarının diş sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çekerek, özellikle gizli şeker kaynaklarının sanılandan daha büyük bir risk oluşturduğunu belirtiyor.  Şekerin ağız içi pH dengesini bozarak çürük yapıcı bakterilerin çoğalmasına zemin hazırladığını ifade eden Dt. Nurgül Demir, şu değerlendirmede bulundu:  “Çocuklarda küçük yaşlardan itibaren yaygın olarak görülen diş çürüklerinin en önemli nedenlerinden biri şeker tüketimidir. Meyveli gazlı içecekler, kutu meyve suları, enerji içecekleri ve hazır kahveler yüksek oranda şeker içerir. Bu ürünlerin sık tüketimi çürük riskini ciddi şekilde artırır. Özellikle şeker içeren gazlı içeceklerin asidik yapısı, diş minesine doğrudan zarar verebilir.”    “SU, SÜT VE AYRAN EN GÜVENLİ ALTERNATİFLER”  Sağlıklı içecek tercihlerinin önemine değinen Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, su, süt ve ayranın çocuklar için en doğru seçenekler olduğunu vurguladı.  “Süt ve süt ürünleri kalsiyum içeriği sayesinde diş ve kemik sağlığı açısından koruyucudur. Ancak aromalı ve şekerli süt ürünleri yerine doğal ve katkısız süt tercih edilmelidir. Ayran ise hem sağlıklı hem de besleyici değeri olan bir alternatiftir. Meyveli içecekler tüketilecekse, taze meyvelerle evde hazırlanması daha doğru olacaktır.”  Doğal tatlandırıcılarla hazırlanan içeceklerin de ölçülü tüketilmesi gerektiğini belirten Dt. Demir, meyve ve doğal şeker içeren besinlerin aşırı tüketiminin de diş sağlığı için risk oluşturabileceğini ifade etti. “Bal, hurma, kuru meyveler gibi doğal tatlandırıcılar her ne kadar sağlıklı olarak görülse de içerdiği doğal şeker nedeniyle diş çürüğü riskini tamamen ortadan kaldırmaz. Bu nedenle tüketim sonrası su ile ağzın çalkalanması ve ağız hijyeni rutinlerine dikkat edilmesi oldukça önemlidir.”  “DONDURMA YASAK DEĞİL, DOĞRU SEÇİM ÖNEMLİ”  Dondurmanın tamamen yasaklanması gereken bir gıda olmadığına değinen Dt. Nurgül Demir, ideal koşullarda üretilen dondurmaların, kontrollü tüketildiğinde besleyici özellikler taşıyabileceğini belirterek, “Doğal içeriklerle ve soğuk zinciri korunarak üretilmiş dondurmalar kalsiyum, protein ve bazı vitaminler açısından zengindir. Ancak burada önemli olan tüketim miktarı ve ürünün içeriğidir. Ölçülü tüketim ve doğru ürün seçimi ile dondurma yaz aylarında diş sağlığının korunmasında rol oynayabilir, çocukların da severek destekleyeceği alternatiflerle katkı maddesi ve rafine şeker içeren atıştırmalıklardan uzak durmaları sağlanabilir.” diye konuştu. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/dis-curuklerine-karsi-onemli-dondurma-yasak-degil-dogru-secim-onemli-AI8pIYFH.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/dis-curuklerine-karsi-onemli-dondurma-yasak-degil-dogru-secim-onemli-AI8pIYFH.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/t_dis-curuklerine-karsi-onemli-dondurma-yasak-degil-dogru-secim-onemli-AI8pIYFH.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/dis-curuklerine-karsi-onemli-dondurma-yasak-degil-dogru-secim-onemli-AI8pIYFH.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/dis-curuklerine-karsi-onemli-dondurma-yasak-degil-dogru-secim-onemli/33216/</link>
			<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 17:54:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çölyak hastalığı ile gluten hassasiyeti aynı şey değil]]></title>
			<description><![CDATA[Çölyak hastalığı ile gluten hassasiyetinin aynı şey olmadığını belirten Beslenme Uzmanı Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, glutensiz diyete başlamadan önce mutlaka çölyak taraması yapılması gerektiğini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) - Üsküdar Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümünden Arş. Gör. Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, çölyak hastalığı, gluten hassasiyeti ve glutensiz beslenmenin püf noktalarına ilişkin önemli değerlendirmelerde bulundu.  Çölyak hastalığının gluten proteinine karşı gelişen kronik otoimmün bir ince bağırsak hastalığı olduğunu belirten Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, “Çölyak hastalarında gluten tüketimi sonrasında bağışıklık sistemi ince bağırsağın emilim yüzeylerine zarar verir ve besin emilim bozuklukları gelişebilir. Hastalık; ishal, karın ağrısı, şişkinlik, kilo kaybı, demir eksikliği anemisi, osteoporoz ve halsizlik gibi çok farklı belirtilerle ortaya çıkabilmektedir. Tanıda serolojik testler ve gerektiğinde ince bağırsak biyopsisi kullanılmaktadır. Çölyak hastalığının bugün için tek tedavisi glutenin diyetten tamamen çıkarılmasıdır.” dedi.  GLUTENSİZ DİYETE BAŞLAMADAN ÖNCE TEST YAPTIRIN!  Belirtilerin birbirine çok benzediğine dikkat çeken Çetinkaya, "Klinisyenler her iki durumu yalnızca belirtilere bakarak birbirinden ayırt edemezler. Bu nedenle glutensiz diyete başlamadan önce mutlaka çölyak taraması yapılmalıdır. Çünkü diyet başlandıktan sonra çölyak testleri güvenilir sonuç vermez." ifadelerini kullandı.  Glutenin yalnızca ekmek ve makarna gibi ürünlerde bulunmadığını belirten Çetinkaya, “Glutensiz” etiketi her zaman yeterli güvence sağlamayabileceğini söyledi.  Uluslararası standartlara göre glutensiz ürünlerin belirli sınırlar içerisinde gluten içermesine izin verildiğini kaydeden Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, tüketicilerin bilinçli olması gerektiğini kaydetti. Çetinkaya, "Avrupa Birliği, FDA ve Codex Alimentarius standartlarına göre 'glutensiz' ürünlerin 20 ppm veya daha düşük gluten içermesi gerekmektedir. Bu sınır çölyak hastalarının büyük çoğunluğu için güvenli kabul edilmektedir. Ancak çalışmalar hem doğal glutensiz ürünlerde hem de 'glutensiz' etiketli bazı ürünlerde çapraz bulaş nedeniyle beklenenden yüksek gluten düzeyleri bulunabileceğini göstermektedir." dedi.    KAHVALTIDA DOĞAL BESİNLER ÖN PLANDA OLMALI  Glutensiz beslenen bireyler için kahvaltının sanıldığından çok daha çeşitli hazırlanabileceğini söyleyen Beslenme Uzmanı Dr. Hatice Çolak Çetinkaya, "Yumurta, peynir, zeytin, domates, salatalık ve yeşilliklerden oluşan klasik Türk kahvaltısı doğal olarak glutensiz bir seçenektir; ancak ekmek tercih edilecekse sertifikalı glutensiz ekmek kullanılmalıdır. Bunun sertifikalı glutensiz yulaf; süt veya yoğurt ile hazırlanıp üzerine meyve, tarçın, ceviz veya chia tohumu eklenerek besleyici bir kahvaltıya dönüştürülebilir. Omlet ve menemen çeşitleri de güvenli ve doyurucu seçenekler arasındadır. Sebzeli omletler, mantar, biber, ıspanak veya peynir ile zenginleştirilebilir. Ayrıca haşlanmış yumurta yanında karabuğday patlağı veya glutensiz krakerler tercih edilebilir. Yoğurt ile hazırlanan meyveli kaseler de kolay uygulanabilir kahvaltılar arasındadır. Yoğurdun içine taze meyve, fındık, badem, ceviz ve glutensiz granola eklenebilir. Smoothie hazırlamak isteyenler için muz, süt veya kefir, fıstık ezmesi ve kakao ile yapılan karışımlar hızlı bir seçenek sunmaktadır. Hindistan cevizi sütü çeşitlendirmek adına bir alternatif olabilir. Ayrıca karabuğday unu, pirinç unu veya badem unu kullanılarak yapılan pankekler; bal, meyve veya peynir ile tüketilebilir. Kahvaltıda yalnızca paketli glutensiz ürünlere bağımlı kalmak yerine yumurta, süt ürünleri, sebzeler, meyveler ve doğal tahılları temel alan çeşitlilik oluşturmak daha dengeli bir yaklaşım sağlamaktadır" diye konuştu. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/colyak-hastaligi-ile-gluten-hassasiyeti-ayni-sey-degil-QCytKvCI.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/colyak-hastaligi-ile-gluten-hassasiyeti-ayni-sey-degil-QCytKvCI.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/t_colyak-hastaligi-ile-gluten-hassasiyeti-ayni-sey-degil-QCytKvCI.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/colyak-hastaligi-ile-gluten-hassasiyeti-ayni-sey-degil-QCytKvCI.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/colyak-hastaligi-ile-gluten-hassasiyeti-ayni-sey-degil/33214/</link>
			<pubDate>Sun, 14 Jun 2026 17:06:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlıklı kemikler için bu besinleri tüketin]]></title>
			<description><![CDATA[Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, sağlıklı kemik yapısı için Süt  ürünleri,  soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagiller, mercimek, su ürünleri, tavuk, turunçgiller, kivi, incir, çilek, domates, karnabahar, biber, zeytinyağı, yeşil sebzeler, ıspanak,  bamya, brokoli,  şalgam, pancar, yeşil çay, kırmızı et, yumurta, muz gibi ürünlerin tüketilmesini önerdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) - Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Ahmet İnanır, konu hakkında önemli bilgiler verdi.  Güçlü ve sağlıklı kemiklere sahip olmak için sağlıklı yaşam,düzenli uyku ve doğru besinleri tüketmek gerekir.D Vitamini dışında kemiklerimizi güçlendirmek için hangi besinleri tüketmemiz gerektiğinin bilincinde olmalıyız.    Vücudun temel yapısını meydana getiren kemik ve eklemler, yıllara yenik düşüyor. Yaşın ilerlemesi ile beraber Osteoporoz(kemik erimesi), eklem kireçlenmesi(osteoartrit) gibi problemler sık görülmektedir.  Kemikleri  sağlıklı  tutmak için öncelikli olarak yapılması gereken şey doğru beslenmedir. Bu bakımdan kemiklerin sağlam bir yapıda olması için öncelikli olarak güneş ışığı alma ve  içinde D vitamini, kalsiyum ve mineral bakımından zengin olan gıdalar ile beslenilmelidir.  Sağlıklı kemik için hangi besinleri tüketmek gerekiyor ?  Güneş ışığı almak güçlü kemik için olmazsa olmaz bir durumdur. D vitamini için güneş ışığı hayli önemlidir. Güçlü kemiklerin bir diğer olmazsa olmazı da kalsiyum, ikincil olarak ise fosfordur. Kalsiyum süt ürünleri,  soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, yeşil yapraklı sebzeler, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagillerde; Fosfor ise en çok su ürünleri, tavuk ve süt ürünlerinde bulunmaktadır. D vitaminin en önemli görevlerinden biri kemik sağlığını korumaktır. D vitamini hem Kalsiyumun  sindirim sisteminden emiliminde görevli hem de kemik yapımında görevli olan hücreleri uyarıcı etkiye sahiptir. D vitamini  balık  yumurta, soya sütü, patates, süt ve süt ürünleri, mantar gibi gıdalarda belirgin olarak bulunmaktadır.  Kemiklerin yapı taşlarından olan kollajen üretimini arttıran C vitamini, yeterli ölçüde alınmadığı zaman kemikler dayanıksız hale geliyor. C vitamini  turunçgiller, kivi, çilek, yeşil biber, domates, karnabahar, biber gibi gıdalarda yoğun olarak bulunmaktadır. K vitamini kemik mineralizasyonunda görev alan bileşiklerin aktivasyonunda görev alıyor. K vitaminini zeytinyağı, yeşil sebzeler, ıspanak,  bamya, brokoli,  şalgam, pancar, yeşil çayda bol bulunuyor. Kemik kalite ve gelişimi için hayli önemli bir konumda bulunan B12 vitamini eksikliğinde  kemik erimesi gelişmektedir. B 12 vitamini  kırmızı et, yumurta, süt ürünlerinde en fazla bulunuyor. Hem vücut hem de kemiklerin alkali dengesinin temininde önemli rol alan potasyum, kalsiyumun vücutta uzun dönem kalmasında rol alıyor. Deniz  ürünleri, patates, muzda yoğun olarak bulunmaktadır. A vitamininin de kemik gelişiminde önemli ölçüde katkısı saptanmıştır. Omega-3 ve 6 balık, keten tohumu, ceviz ve koyu yeşil yapraklı sebzelerde bol bulunmakta ve kalsiyum emilimine yardımcı olmaktadır.  Kemik sağlığını korumak neden önemli ?  İlerleyen yaş ile beraber gerekli takviyelerden mahrum bırakılan kemikler sağlamlığını yitirmekte ve kırılgan hale gelmektedir.  Kemikleri güçlendiren besinler nelerdir ?  Süt  ürünleri,  soya fasulyesi, fıstık, ceviz, badem, lahana, brokoli, balık, kurutulmuş meyveler, kuru baklagiller, mercimek, su ürünleri, tavuk, turunçgiller, kivi, incir, çilek, domates, karnabahar, biber, zeytinyağı, yeşil sebzeler, ıspanak,  bamya, brokoli,  şalgam, pancar, yeşil çay, kırmızı et, yumurta, muz.  Kemik sağlığı için hangi besinlerden uzak duralım ?  Tuz ve aşırı protein kalsiyum kaybına neden olarak kemik erimesine yol açabilmektedir. Sigara, alkol, stresli veya sedanter yaşamdan uzak durulmalı, kafein, çay fazla tüketilmemelidir. Asitli ve GDO’lu ürünlerden de titizlikle  uzak kalınmalıdır.  Kemik erimesine karşı önerileriniz ?  Mutlaka spor veya egzersiz yapılmalı, bol su tüketilmeli, bilinçli olarak ağır metal zehirlenmeleri ve toksisite ile de  mücadele edilmelidir. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/saglikli-kemikler-icin-bu-besinleri-tuketin-lARGHPgA.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/saglikli-kemikler-icin-bu-besinleri-tuketin-lARGHPgA.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/t_saglikli-kemikler-icin-bu-besinleri-tuketin-lARGHPgA.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/saglikli-kemikler-icin-bu-besinleri-tuketin-lARGHPgA.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/saglikli-kemikler-icin-bu-besinleri-tuketin/33195/</link>
			<pubDate>Sat, 13 Jun 2026 16:36:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[32 yeni ilaç SGK geri ödeme listesinde]]></title>
			<description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, 32 ilacın SGK geri ödeme listesine dahil edildiğini açıkladı. Bu ilaçlardan 21’i yerli üretim olup, sağlıkta milli kapasitenin güçlenmesine katkı sağlıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (İGFA) - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Prof. Dr. Vedat Işıkhan, Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) aracılığıyla 32 ilacın geri ödeme listesine alındığını duyurdu.  Bakan Işıkhan, bu ilaçlardan 21’inin yerli üretim olduğunu belirterek, “Sağlıkta yerli ve milli kapasitemizi güçlendiriyor, vatandaşlarımızın tedavi imkanlarına ulaşmasını kolaylaştırıyoruz” ifadelerini kullandı.  Bakan, ayrıca yeni ilaçların hastalara şifa olmasını dileyerek, vatandaşlara sağlıklı bir ömür temennisinde bulundu. Bu adımın, hem yerli üretimi desteklediği hem de vatandaşların tedaviye erişimini kolaylaştırdığı vurgulandı.   ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/32-yeni-ilac-sgk-geri-odeme-listesinde-SnYTGOL7.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/32-yeni-ilac-sgk-geri-odeme-listesinde-SnYTGOL7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/t_32-yeni-ilac-sgk-geri-odeme-listesinde-SnYTGOL7.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/32-yeni-ilac-sgk-geri-odeme-listesinde-SnYTGOL7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/32-yeni-ilac-sgk-geri-odeme-listesinde/33159/</link>
			<pubDate>Fri, 12 Jun 2026 12:06:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yoğun iş temposunda sağlıklı beslenme düzeni için 10 öneri]]></title>
			<description><![CDATA[Yoğun iş temposu, dengeli ve düzenli beslenmeyi sürdürmeyi birçok kişi için zorlaştırıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[Toplantılar, uzun çalışma saatleri ve yolda geçen zaman nedeniyle öğünlerin sıklıkla aksayabildiğine dikkat çeken Beslenme ve Diyet Uzmanı Derya Eren, “Bu yoğunluk sonucunda öğün atlama, günü yalnızca kahveyle geçirme, akşam saatlerinde fazla yeme ve işlenmiş gıdalara yönelme gibi alışkanlıklar ortaya çıkabiliyor. Oysa gün içinde yeterli protein, lif ve su tüketmek; enerji seviyesini, odaklanmayı ve kilo kontrolünü destekliyor. Uzun süre aç kalmak ise tatlı isteğini artırırken porsiyon kontrolünü zorlaştırabiliyor” dedi.

Hızlı iş temposuna sahip kişiler için her gün aynı saatlerde kahvaltı, öğle ve akşam yemeği tüketmek çoğu zaman mümkün olmayabiliyor. Bu nedenle katı kurallar yerine sürdürülebilir beslenme alışkanlıkları geliştirmek daha önemli diyen Beslenme ve Diyet Uzmanı Eren, “Buradaki temel hedef, gün boyunca vücudu uzun süre aç bırakmadan gerekli besin öğelerini karşılayabilmek. Çantada ya da ofis çekmecesinde bulundurulabilecek yoğurt, kefir, taze meyve, çiğ kuruyemiş veya tam tahıllı sandviç gibi seçenekler pratik çözümler arasında. Protein ve lif açısından zengin bu ara öğünler, kan şekerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı olurken enerji düşüşlerini azaltıyor ve akşam saatlerinde ortaya çıkabilen aşırı yeme eğiliminin önüne geçebiliyor” bilgilerini verdi.

Yoğun iş temposunda sağlıklı beslenmeyi sürdürebilmek için 10 tavsiye:

Enerji düşüşü yaşandığında şekerli atıştırmalıklar yerine protein ve lif içeren ara öğünler tercih edin.

Kahve tüketiminde miktar kontrolünü koruyun. Kahvenin yanında şekerli bisküvi, çikolata veya hamur işleri yerine daha dengeli seçeneklere yönelin. Her fincan kahvenin yanında bir bardak su içerek günlük sıvı alımını destekleyin.

İş yemekleri ve sosyal buluşmalarda, “ya hep ya hiç” yaklaşımı yerine porsiyon kontrolüne odaklanın. Menü seçerken kızartmalar yerine ızgara, fırın veya haşlama yöntemleriyle hazırlanan yemekleri tercih edin. Tabağın yarısını sebzelerle tamamlayın, sosları ayrı isteyin ve karbonhidrat porsiyonlarını sınırlandırın.Tatlı isteği geldiğinde önce gerçekten aç olup olmadığınızı değerlendirin.

Su içmek, kısa bir yürüyüş yapmak veya nefes molası vermek bu istekle baş etme noktasında yardımcı olabilir.

Alışveriş yaparken, “fit”, “light” veya “şekersiz” ifadelerine güvenmeyin. Ürünün içerik listesini ve eklenmiş şeker miktarını kontrol edin. Protein ve lif açısından zengin ürünleri tercih edin.

Alışverişe aç çıkmamaya özen gösterin. Açlık hissi plansız ve yüksek kalorili seçimleri artırabilir.

Hafta sonu kısa bir hazırlık yaparak sebzeleri doğrayın, baklagilleri porsiyonlayın ve sağlıklı alternatifleri hazır bulundurun. Böylece yoğun günlerde plansız ve sağlıksız seçimlerin önüne geçebilirsiniz.
]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/yogun-is-temposunda-saglikli-beslenme-duzeni-icin-10-oneri-B5tKOAbI.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/yogun-is-temposunda-saglikli-beslenme-duzeni-icin-10-oneri-B5tKOAbI.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/t_yogun-is-temposunda-saglikli-beslenme-duzeni-icin-10-oneri-B5tKOAbI.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/yogun-is-temposunda-saglikli-beslenme-duzeni-icin-10-oneri-B5tKOAbI.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/yogun-is-temposunda-saglikli-beslenme-duzeni-icin-10-oneri/33143/</link>
			<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 17:12:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kanser hastalarına yaz uyarısı: Sıvı tüketimi ve beslenme önemli]]></title>
			<description><![CDATA[Türk Kanser Derneği Gönüllü Diyetisyeni ve Uzman Şef Yasemin Güzel, yaz aylarında artan sıcaklıkların kanser tedavisi gören hastalar için ek riskler oluşturduğunu belirterek yeterli sıvı tüketimi, dengeli beslenme ve gıda güvenliğine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) - Türk Kanser Derneği Gönüllü Diyetisyeni ve Uzman Şef Yasemin Güzel, yaz aylarında artan sıcaklıkların kanser tedavisi gören bireylerin sağlık durumunu olumsuz etkileyebileceği uyarısında bulundu.  Kanser tedavisi sürecinde iştahsızlık, mide bulantısı, halsizlik ve sıvı kaybı gibi sorunların sık görüldüğünü belirten Güzel, sıcak havalarda bu belirtilerin daha da belirginleşebildiğini ifade etti. Bu nedenle gün boyunca düzenli su tüketiminin önemine dikkat çeken Güzel, ayran, kefir, çorba ve su oranı yüksek meyvelerin de sıvı ihtiyacının karşılanmasına katkı sağlayabileceğini söyledi.  Karpuz, kavun, çilek, şeftali ve kayısı gibi yaz meyvelerinin hem ferahlatıcı hem de sıvı desteği sağlayan besinler olduğunu belirten Güzel, bu ürünlerin yoğurt veya kefir gibi protein kaynaklarıyla birlikte tüketilmesinin daha dengeli bir beslenme sağlayacağını kaydetti.  BESİN GÜVENLİĞİNE DİKKAT ÇEKTİ  Yaz aylarında yüksek sıcaklık nedeniyle gıdaların daha hızlı bozulduğunu vurgulayan Güzel, özellikle bağışıklık sistemi tedavi nedeniyle zayıflayan hastaların besin güvenliğine daha fazla özen göstermesi gerektiğini belirtti.  Açıkta satılan yiyecekler, uzun süre güneşte bekleyen ürünler ve hijyen koşullarından emin olunmayan gıdalardan uzak durulmasını öneren Güzel, meyve ve sebzelerin tüketilmeden önce mutlaka iyice yıkanması gerektiğini ifade etti.  HAFİF VE SAĞLIKLI TATLILAR ÖNERİLDİ  Yaz aylarında tatlı tüketmek isteyen hastalara da tavsiyelerde bulunan Güzel, ağır ve şerbetli tatlılar yerine ev yapımı meyveli yoğurtlar, kefirli karışımlar ve sütlü tatlıların daha sağlıklı alternatifler sunduğunu söyledi.  Her hastanın ihtiyaçlarının farklı olduğuna dikkat çeken Güzel, “Beslenme planları mutlaka kişiye özel hazırlanmalıdır. Yaz aylarında alınacak basit ancak doğru önlemler, tedavi sürecinin daha konforlu geçmesine ve yaşam kalitesinin korunmasına katkı sağlayabilir.” dedi. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/kanser-hastalarina-yaz-uyarisi-sivi-tuketimi-ve-beslenme-onemli-k4LanhIj.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/kanser-hastalarina-yaz-uyarisi-sivi-tuketimi-ve-beslenme-onemli-k4LanhIj.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/t_kanser-hastalarina-yaz-uyarisi-sivi-tuketimi-ve-beslenme-onemli-k4LanhIj.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/kanser-hastalarina-yaz-uyarisi-sivi-tuketimi-ve-beslenme-onemli-k4LanhIj.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/kanser-hastalarina-yaz-uyarisi-sivi-tuketimi-ve-beslenme-onemli/33112/</link>
			<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 16:24:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlıkta koruyucu model güçleniyor... Türkiye'de 8.350 ASM ile hizmet ağı]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, birinci basamak sağlık hizmetlerinde “hastalanmadan sağlığı koruma” vizyonuyla yürütülen çalışmalar kapsamında Türkiye genelinde güçlü bir sağlık ağı kurulduğunu açıkladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (İGFA) - Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu, birinci basamak sağlık hizmetlerinde koruyucu sağlık yaklaşımının güçlendirildiğini belirterek yürütülen çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu.    “Koruyan sağlık” vizyonu çerçevesinde Türkiye genelinde 8 bin 350 Aile Sağlığı Merkezi (ASM), 973 Toplum Sağlığı Merkezi ve 348 Sağlıklı Hayat Merkezi ile geniş bir hizmet ağı oluşturulduğu ifade edildi.   Sağlıklı Hayat Merkezlerinde beslenme danışmanlığı, fiziksel aktivite programları, kanser taramaları ve psikososyal destek gibi 17 farklı alanda hizmet verildiği, 2026 yılının ilk 4 ayında bu merkezlere 96 binden fazla başvuru yapıldığını bildiren Bakan Memişoğlu, paylaşımında, ASM'lerde gerçekleştirilen 158 milyondan fazla tarama ile kronik hastalıkların erken tespiti ve yönetimine yönelik proaktif bir süreç yürütüldüğü, 10,6 milyon vatandaşın obezite, diyabet ve hipertansiyon gibi risklerinin erken aşamada belirlendiğini kaydetti.  https://twitter.com/drmemisoglu/status/2064349837890298247   Bakan Memişoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde “Sağlıklı Türkiye Yüzyılı” vizyonu doğrultusunda çalışmaların sürdüğünü ifade ederek, sahada görev yapan 31 bini aşkın aile hekimi başta olmak üzere tüm sağlık çalışanlarına teşekkür etti. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/saglikta-koruyucu-model-gucleniyor-turkiyede-8350-asm-ile-hizmet-agi-7KDwAHHA.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/saglikta-koruyucu-model-gucleniyor-turkiyede-8350-asm-ile-hizmet-agi-7KDwAHHA.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/t_saglikta-koruyucu-model-gucleniyor-turkiyede-8350-asm-ile-hizmet-agi-7KDwAHHA.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/saglikta-koruyucu-model-gucleniyor-turkiyede-8350-asm-ile-hizmet-agi-7KDwAHHA.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/saglikta-koruyucu-model-gucleniyor-turkiyede-8350-asm-ile-hizmet-agi/33105/</link>
			<pubDate>Wed, 10 Jun 2026 13:52:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Obeziteye karşı 3 temel kural: Beslenme, hareket ve uyku]]></title>
			<description><![CDATA[Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Betül Çiftçi, son yıllarda artış gösteren obezite oranlarına dikkat çekerek fazla kilonun birçok kronik hastalığın temel risk faktörlerinden biri olduğunu vurguladı. Çiftçi, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının önemine işaret etti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ SAKARYA (İGFA) - Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Uzman Diyetisyeni Betül Çiftçi, son yıllarda artış gösteren obezite vakaları ve sağlıklı kilo verme yöntemleri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.  Kadınlarda obezite oranlarının erkeklere göre daha yüksek olduğuna dikkat çeken Çiftçi, “Bunun temelinde fizyolojik ve biyolojik nedenler bulunuyor. Erkeklerde kas kütlesinin daha fazla olması metabolizma hızını artırırken, kadınlarda yağ oranının daha yüksek olması kilo almaya yatkınlığı artırabiliyor. Gebelik, emzirme dönemi ve hormonal bozukluklar da kilo artışına neden olabiliyor. Bunun yanında hareketsiz yaşam ve yanlış beslenme alışkanlıkları da önemli risk faktörleri arasında yer alıyor” ifadelerini kullandı.    Fiziksel aktivite eksikliğinin obeziteyi tetikleyen en önemli nedenlerden biri olduğunu belirten Çiftçi, “Günümüzde fiziksel aktivite yapmayanların oranı oldukça yüksek. Hareketsiz yaşam bazal metabolizma hızını yavaşlatıyor, kas kayıplarına neden oluyor ve alınan-harcanan enerji dengesini bozarak kilo artışını kolaylaştırıyor” diye konuştu.  ŞOK DİYETLER YERİNE SÜRDÜRÜLEBİLİR BESLENME  Kilo verme sürecinde yapılan hatalara da değinen Çiftçi, “Şok diyetler, tek tip beslenme programları ve öğün atlamak en sık karşılaştığımız yanlışlar arasında yer alıyor. Şok diyetlerde ise verilen kilonun önemli bir kısmı yağ değil, su ve kas kaybı olabiliyor. Bu nedenle kişinin yaşam tarzına uygun, sürdürülebilir ve dengeli bir beslenme programı uygulanması gerekiyor” dedi. Obeziteyle mücadelede kısa süreli çözümler yerine kalıcı yaşam alışkanlıklarının hedeflenmesi gerektiğini belirten Çiftçi, “Amaç sadece kilo vermek değil, sağlıklı yaşam alışkanlıklarını hayatın bir parçası haline getirmektir. Kalıcı başarı ancak sürdürülebilir beslenme ve aktif yaşamla mümkündür” diyerek vatandaşlara sağlıklı yaşam çağrısında bulundu. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/obeziteye-karsi-3-temel-kural-beslenme-hareket-ve-uyku-3NJiziAR.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/obeziteye-karsi-3-temel-kural-beslenme-hareket-ve-uyku-3NJiziAR.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/t_obeziteye-karsi-3-temel-kural-beslenme-hareket-ve-uyku-3NJiziAR.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/obeziteye-karsi-3-temel-kural-beslenme-hareket-ve-uyku-3NJiziAR.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/obeziteye-karsi-3-temel-kural-beslenme-hareket-ve-uyku/33083/</link>
			<pubDate>Tue, 09 Jun 2026 15:36:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Safra taşlarının boyutu kanser riskini artırabilir]]></title>
			<description><![CDATA[Safra kesesi taşlarının bazı kişilerde hiçbir belirti vermeden seyredebileceğini belirten uzmanlar, bazı hastalarda ise şiddetli ağrı, bulantı ve sindirim sorunlarına neden olabildiğini söylüyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) -  Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Şükrü Arslan, safra kesesi taşlarının belirtileri, yol açabileceği ciddi sağlık riskleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.  Safra kesesinin besin sindirimi için gerekli olan safranın depolandığı bir organ olduğunu hatırlatan Dr. Şükrü Arslan, “Bazı kişilerde safra sıvısının yoğunlaşıp kristalize olmasıyla taşlar oluşabilir.” dedi. Bu taşların bazen hiçbir şikâyete sebep olmayabileceğini ifade eden Dr. Arslan, “Bazen de özellikle yağlı gıdalardan sonra karnın sağ üst tarafında ağrıya, bu ağrının omuz ve sırta vurmasına, bulantı, kusma, hazımsızlık ve şişkinlik şikayetlerine sebep olabilir.” şeklinde konuştu.  Taşın safra kanalını tıkayabileceğine değinen Dr. Şükrü Arslan, “Tıkanma neticesinde ateş, titreme, cilt ve gözde sararma, dışkı renginde açılma, idrar renginde koyulaşma gibi bulgular meydana gelebilir. Hastalığın tedavisinde günümüzde laparoskopik yani kapalı yöntemle ameliyatlar yapılabiliyor. Bu ameliyatta taşla beraber safra kesesi de alınır. Ameliyattan kısa süre sonra hastalar sosyal hayatlarına dönebilirler. Safra kesesi ameliyatıyla hem safra taşına bağlı şikayetlerin ortadan kaldırılması hem de ileride gelişebilecek hayati risklerin önüne geçilmesi hedeflenir.” dedi.  ÜÇ SANTİMİN ÜZERİNDEKİ SAFRA KESESİ TAŞLARI KANSER RİSKİNİ ARTIRABİLİYOR!  Safra kesesinde oluşan taşlara müdahale edilmediği durumlarda bazı riskler oluşabileceğine dikkat çeken Dr. Şükrü Arslan, “Taş, safra kesesini iltihaplandırabilir. Safra duvarında delinme meydana gelebilir ve sepsis dediğimiz ciddi enfeksiyon tablosu ortaya çıkabilir.” dedi.  Taşların safra kesesinden kanala düştüğü zaman ise tıkanma, sarılık ve iltihaplanmaya sebep olabileceğini kaydeden Dr. Arslan, “Taşın boyutu özellikle üç santimin üzerindeyse safra kesesi kanseri gelişmesine zemin hazırlayabilir. Safra kesesi taşları toplumda oldukça sık görülüyor ancak tüm taşlara ameliyat gerektirmiyor. Burada önemli olan taşın boyutu.” açıklamasını yaptı.  Taşın hastada şikâyet oluşturup oluşturmadığının ve ileride oluşturabileceği risklerin değerlendirilmesi gerektiğine vurgu yapan Dr. Şükrü Arslan, bu tarz hastalar mutlaka bir uzman tarafından değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/safra-taslarinin-boyutu-kanser-riskini-artirabilir-EifsTgaj.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/safra-taslarinin-boyutu-kanser-riskini-artirabilir-EifsTgaj.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/t_safra-taslarinin-boyutu-kanser-riskini-artirabilir-EifsTgaj.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/safra-taslarinin-boyutu-kanser-riskini-artirabilir-EifsTgaj.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/safra-taslarinin-boyutu-kanser-riskini-artirabilir/33048/</link>
			<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 14:24:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mutluluk bağırsaklarda mı?]]></title>
			<description><![CDATA[Antalya'da Muratpaşa Belediyesi Kültür Salonu’nda, sağlıklı yaşama katkıda bulunmak amacıyla “Sindirim Sistemi Gerçekten 2’nci Beynimiz mi? Mutluluk Bağırsaklarda mı?” başlıklı bir seminer düzenlendi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ ANTALYA (İGFA) -Gastroenteroloji Uzmanı Doç. Dr. Bilge Baş’ın konuşmacı olarak yer aldığı seminer, katılımcılardan yoğun ilgi gördü.  Doç. Dr. Baş, sindirim sistemi ile genel sağlık arasındaki ilişkiyi ele aldığı seminerde katılımcılarla güncel bilgileri paylaştı.  Seminerde bağırsak sağlığının yalnızca sindirim sistemiyle sınırlı olmadığına dikkat çeken Doç. Dr. Bilge Baş, şişkinlik, gaz, kabızlık ve ishal gibi sorunların bağırsak florasındaki bozulmaların habercisi olabileceğini belirtti. Bağırsakların bağışıklık sisteminde önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Baş, sık hastalanma ve kronik yorgunluk gibi durumların da bağırsak sağlığıyla ilişkili olabileceğini paylaştı.  Sağlıklı bir bağırsak yapısının korunmasında beslenme çeşitliliğinin önemine değinen Baş, her farklı mikroorganizmanın farklı gıdalarla beslendiğini, bu nedenle tek tip beslenmenin bağırsaklardaki yararlı mikroorganizmaların çeşitliliğini azaltabileceğini söyledi. Mevsimsel gıdaların tüketilmesinin önemine de dikkat çeken Baş, fiziksel aktivite ve stres yönetiminin bağırsak sağlığını desteklediğini, gereksiz antibiyotik kullanımının ise yararlı bakterilere zarar verebildiğini ifade etti.  Seminerde ayrıca “beyin sisi” olarak adlandırılan zihinsel bulanıklık, odaklanma güçlüğü ve unutkanlık gibi belirtilerle kendini gösteren durumun da ele alındığı belirtildi. Katılımcılara bağırsak sağlığını korumaya yönelik öneriler sunulurken, insan vücudundaki yararlı bakterilerin desteklenmesi gerektiği vurgulandı.  Bağırsak ve beyin arasındaki güçlü iletişimin insan sağlığı üzerindeki etkilerini de paylaşan Doç. Dr. Baş, bağırsak florasınınruh hali, stres yönetimi ve genel yaşam kalitesi üzerindeki rolüne değindi. Baş, sağlıklı beslenmenin fiziksel olduğu kadar zihinsel sağlık açısından da önem taşıdığının altını çizdi.  Katılımcılar seminer sonunda sindirim sistemi hastalıkları, bağırsak sağlığını korumanın yolları ve günlük yaşamda uygulanabilecek beslenme alışkanlıkları hakkında bilgi alma fırsatı bulurken, seminer soru-cevap bölümünün ardından sona erdi. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/mutluluk-bagirsaklarda-mi-IvxfJvqA.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/mutluluk-bagirsaklarda-mi-IvxfJvqA.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/t_mutluluk-bagirsaklarda-mi-IvxfJvqA.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/mutluluk-bagirsaklarda-mi-IvxfJvqA.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/mutluluk-bagirsaklarda-mi/33042/</link>
			<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 10:54:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[ASCO 2026’da umut veren gelişme... Pankreas kanserinde yeni tedavi yaşamı iki katına çıkarıyor]]></title>
			<description><![CDATA[ASCO Yıllık Kongresi 2026’de sunulan çalışmada, daraxonrasib adlı yeni ilacın metastatik pankreas kanserinde yaşam süresini kemoterapiye kıyasla yaklaşık iki katına çıkardığı ve ölüm riskini yüzde 60 azalttığı açıklandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) - ABD’nin Chicago kentinde düzenlenen ASCO Yıllık Kongresi 2026’nde paylaşılan klinik çalışma, pankreas kanseri tedavisinde önemli bir gelişmeye işaret etti.  Çalışmada, KRAS ve benzeri RAS mutasyonlarını hedefleyen daraxonrasib adlı yeni ilaç, standart kemoterapi ile karşılaştırıldı. Yaklaşık 500 metastatik pankreas kanseri hastasının dahil edildiği araştırmada, daha önce en az bir tedavi almış hastalar değerlendirildi.  Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, daraxonrasib kullanan hastalarda ortalama yaşam süresinin 13,2 ay, kemoterapi alanlarda ise 6,7 ay olarak ölçüldüğünü belirtti. Çalışmada ayrıca yeni ilacın ölüm riskini yaklaşık yüzde 60 oranında azalttığı kaydedildi.  Pankreas kanserlerinin yüzde 90’ından fazlasında görülen RAS mutasyonları, yıllardır bilim insanlarının hedefinde olmasına rağmen etkili şekilde kontrol altına alınamadığını ifade eden Prof. Dr. Yıldırım, "Çünkü bu mutasyonların yapısı nedeniyle uzun yıllar boyunca ‘hedeflenemez’ olduğu düşünülüyordu. RASolute 302 çalışmasında değerlendirilen daraxonrasib ise tüm RAS mutasyonlarını hedefleyebilen ilk ilaçlardan biri olarak öne çıkıyor. Bu yeni ilaç, kanser hücrelerinin büyüme sinyallerini baskılamayı amaçlıyor" dedi.  Elde edilen sonuçların her hasta için kesin bir tedavi anlamına gelmediğini ancak özellikle genetik özelliklere göre kişiselleştirilmiş tedavilerin önünü açabileceğini belirten Prof. Dr. Yeşim Yıldırım, kanserde genetik testlerin önemine dikkat çekti. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/asco-2026da-umut-veren-gelisme-pankreas-kanserinde-yeni-tedavi-yasami-iki-katina-cikariyor-kcuv5vlF.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/asco-2026da-umut-veren-gelisme-pankreas-kanserinde-yeni-tedavi-yasami-iki-katina-cikariyor-kcuv5vlF.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/t_asco-2026da-umut-veren-gelisme-pankreas-kanserinde-yeni-tedavi-yasami-iki-katina-cikariyor-kcuv5vlF.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/asco-2026da-umut-veren-gelisme-pankreas-kanserinde-yeni-tedavi-yasami-iki-katina-cikariyor-kcuv5vlF.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/asco-2026da-umut-veren-gelisme-pankreas-kanserinde-yeni-tedavi-yasami-iki-katina-cikariyor/33035/</link>
			<pubDate>Mon, 08 Jun 2026 00:04:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Obezite ve tütün kullanımı artıyor, fiziksel aktivite düşüşte!]]></title>
			<description><![CDATA[TÜİK'in açıkladığı 2025 yılı Türkiye Sağlık Araştırması sonuçlarına göre obezite oranı artarken, her gün tütün kullananların oranı da yükseldi. Fiziksel aktivite düzeyinin ise oldukça düşük olduğu ve büyük bir kesimin önerilen seviyede egzersiz yapmadığı görüldü.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (İGFA) - TÜİK tarafından açıklanan 2025 yılı Türkiye Sağlık Araştırması sonuçları, toplum sağlığına ilişkin çarpıcı veriler ortaya koydu. Söz konusu veriler toplumda obezite, hareketsizlik ve tütün kullanımının önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ettiğini gösterdi.  Buna göre, boy ve kilo değerleri üzerinden hesaplanan vücut kütle indeksi sonuçlarında 15 yaş ve üzeri bireylerde obezite oranı 2022 yılında yüzde 20,2 iken 2025 yılında yüzde 21,8’e yükseldi. Cinsiyet bazında incelendiğinde 2025 yılında kadınların yüzde 24,8’inin obez, erkeklerin ise yüzde 18,7’sinin obez olduğu belirlendi.    Araştırmada fiziksel aktivite düzeyinin düşük olması dikkat çekti. 15 yaş ve üzeri bireylerin yüzde 86,6’sının fiziksel aktivite yapmadığı tespit edilirken, Dünya Sağlık Örgütü’nün önerdiği haftada en az 150 dakika egzersiz yapanların oranı erkeklerde yüzde 4,1, kadınlarda ise yüzde 2,7’de kaldı.  Sağlık verileri ayrıca günlük yaşamda işlevsel zorluklara da işaret etti. Merdiven inip çıkarken zorlananların oranı kadınlarda yüzde 8,3, erkeklerde yüzde 3,7 olarak kaydedildi. Yürüme ve hatırlama gibi alanlarda da kadınların erkeklere kıyasla daha fazla zorluk yaşadığı görüldü.  Çocuklarda ise en sık görülen hastalıkların üst solunum yolu enfeksiyonları olduğu belirlendi. 0-6 yaş grubunda bu oran yüzde 28,5 olurken, 7-14 yaş grubunda yüzde 24,6 ile ilk sırada yer aldı.    Kronik hastalıklarda bel bölgesi problemleri öne çıkarken, 15 yaş ve üzeri bireylerde bu oran yüzde 24,3 olarak hesaplandı. Bunu hipertansiyon (yüzde 16,9), boyun bölgesi problemleri (yüzde 16,7), diyabet (yüzde 11,9) ve yüksek kan yağları (yüzde 10,1) izledi.  Tütün ve alkol kullanımına ilişkin veriler de dikkat çekti. Her gün tütün kullanan 15 yaş ve üzeri bireylerin oranı 2025 yılında yüzde 30,1’e yükselirken, erkeklerde bu oran yüzde 42,9, kadınlarda ise yüzde 17,5 olarak kaydedildi. Son 12 ayda alkol kullananların oranı ise yüzde 12,6 oldu.    Koruyucu sağlık hizmetlerine katılımda ise düşük oranlar göze çarptı. 40 yaş ve üzeri kadınlarda son bir yılda mamografi çektirenlerin oranı yüzde 16,7 olurken, kadınların yüzde 59’unun hiç smear testi yaptırmadığı belirlendi. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte-lTk6gvT1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte-lTk6gvT1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/t_obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte-lTk6gvT1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/06/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte-lTk6gvT1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/obezite-ve-tutun-kullanimi-artiyor-fiziksel-aktivite-dususte/32558/</link>
			<pubDate>Sun, 07 Jun 2026 18:52:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Süt, sağlıklı büyümenin en doğal destekçisi]]></title>
			<description><![CDATA[Süt, besleyici içeriği ve sağlığa katkısıyla doğumdan itibaren her yaşta tüketilmesi gereken temel gıdalar arasında yer alıyor. Türkiye’nin köklü süt ve süt ürünleri markalarından Teksüt, 1 Haziran Dünya Süt Günü dolayısıyla sütün sağlıklı yaşam açısından önemine dikkat çekti. 70 yıldır güvenle sofralara ulaştırdığı ürünlerle nesillerin gelişimine eşlik ettiğini vurguladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) - Teksüt Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Arda Aksaray, sütün yaşamın her döneminde düzenli olarak tüketilmesi gereken en değerli besin kaynaklarından biri olduğunu belirterek 1 Haziran Dünya Süt Günü’nü kutladı. Sağlıklı bir toplumun temelinde dengeli ve yeterli beslenmenin yer aldığını ifade eden Aksaray, “Süt; protein, kalsiyum, vitamin ve mineraller açısından çok zengin bir besin kaynağı. Çocukların büyüme ve gelişiminden yetişkinlerin sağlıklı yaşamına kadar her yaşta önemli bir role sahip. Fiziksel ve zihinsel gelişimin desteklenmesi için düzenli süt tüketimi büyük önem taşıyor” dedi.  Bu yıl 70’inci kuruluş yılını kutlayan Teksüt’ün, nesillerdir sofralarda yer aldığını vurgulayan Aksaray, “70 yıldır süt ve süt ürünleri alanındaki deneyimimizle tüketicilerimize güvenilir ve kaliteli ürünler sunuyoruz. Sütün bereketini ve doğallığını sofralara taşırken, sağlıklı nesillerin yetişmesine katkı sağlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz” diye konuştu.  Süt kültürü nesilden nesile aktarılıyor  Sütün yoğurt, ayran, peynir, kaymak ve tereyağı gibi birçok ürüne dönüşen büyük bir yolculuğa sahip olduğunu belirten Aksaray, “Anadolu mutfağında süt ve süt ürünleri çok önemli bir yere sahip. Kahvaltıdan ana öğünlere, tatlılardan geleneksel lezzetlere kadar hayatımızın her alanında süt ürünlerini görüyoruz. Bu güçlü kültür, yüzyıllardır nesilden nesile aktarılıyor” ifadelerini kullandı.   Günde 2 bardak süt öneriliyor  Karbonhidrat, protein ve yağ içeriğiyle enerji sağlayan süt, özellikle içerdiği kalsiyum sayesinde kemik sağlığının korunmasına katkı sağlıyor. Çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi için gerekli olan protein, kalsiyum, fosfor ile B2, B6, B1 ve A vitaminleri de süt aracılığıyla alınabiliyor. Uzmanlar, çocukluk döneminden itibaren düzenli süt tüketiminin sağlıklı yaşamın temel taşlarından biri olduğuna dikkat çekerken, Sağlık Bakanlığı’nın Türkiye Beslenme Rehberi’nde, çocukların ve gençlerin her gün düzenli olarak 2 ila 4 porsiyon süt ve süt ürünü tüketmesinin sağlıklı büyüme ve gelişim açısından önemli olduğu vurgulanıyor.  Teksüt’ün sade ve meyve aromalı süt çeşitleri ise çocukların süt tüketimini desteklerken, içerdiği yüksek protein ve kalsiyum oranlarıyla öne çıkıyor. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/sut-saglikli-buyumenin-en-dogal-destekcisi-tttgxT3B.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/sut-saglikli-buyumenin-en-dogal-destekcisi-tttgxT3B.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_sut-saglikli-buyumenin-en-dogal-destekcisi-tttgxT3B.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/sut-saglikli-buyumenin-en-dogal-destekcisi-tttgxT3B.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/sut-saglikli-buyumenin-en-dogal-destekcisi/32499/</link>
			<pubDate>Fri, 29 May 2026 09:36:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Dünyanın 'göz'ü Türkiye'nin üzerinde]]></title>
			<description><![CDATA[Türk Oftalmoloji Derneği tarafından düzenlenen  ve Ankara Bilkent Şehir Hastanesi  iş birliği ile  gerçekleşen 10’uncu Canlı Cerrahi Sempozyumu, 11 – 14 Haziran 2026 tarihleri arasında Ankara’da yapılacak. Sempozyum kapsamında göz hekimlerinin T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde 4 gün boyunca yapacağı ameliyatlar canlı yayınla diğer göz doktorlarının bulunduğu konferans salonuna aktarılacak.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (İGFA) - Türkiye’deki göz doktorlarını temsil eden tek dernek olan Türk Oftalmoloji Derneği, Türkiye’deki göz hekimlerinin mesleki gelişimlerini sağlamak amacıyla dünya standartları kalitesinde etkinlik ve eğitim organizasyonları düzenlemeyi sürdürüyor. Canlı Cerrahi Sempozyumu, Türk Oftalmoloji Derneği’nin her yıl düzenlediği Ulusal Kongre’den sonra en önemli ve en çok ilgi gören toplantısı haline geldi. Göz doktorlarının bilgi birikimi ve tecrübelerini paylaşmalarına imkan sağlayan sempozyum kapsamında 70 farklı göz ameliyatı yapılacak ve ameliyatlar yüksek çözünürlükte canlı yayınla konferans salonundaki dev ekrana yansıtılarak salondaki hekimlerin izlemesi sağlanacak.    Türk Oftalmoloji Derneği’nden dünya çapında canlı cerrahi organizasyonu  Türk Oftalmoloji Derneği Genel Başkanı Prof. Dr. Kıvanç Güngör, “Bu yıl 10’uncusunu düzenlediğimiz ve taşıdığı özellikler nedeniyle dünya çapında tek olan TOD Canlı Cerrahi Sempoyumu 11-14 Haziran tarihleri arasında gerçekleşecek. Farklı dallarda 4 gün süren bir Canlı Cerrahi Sempozyumu göz hastalıkları alanında başka bir ülkede yok. Glokom, Katarakt ve Refraksiyon, Kornea ve Oküler Yüzey, Okülofasyal, Pediyatrik Oftalmoloji ve Şaşılık, Vitreoretinal cerrahi birimlerinin katkılarıyla T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi ameliyathanelerinde gerçekleştirilecek canlı cerrahi uygulamaları internet üzerinden JW Marriott Otel ve Kongre Merkezi toplantı salonuna  aktarılacak. Bu yıl canlı cerrahi sempozyumu kapsamında ilk kez uygulanacak olan programın 1. gününde, tek bir gün içerisinde üç ayrı birimin eş zamanlı olarak ameliyat gerçekleştireceği akışın katılımcılara farklı cerrahi yaklaşımları karşılaştırmalı olarak izleme ve değerlendirme fırsatı sunacak” dedi.   Sempozyumu dünyanın dört bir yanından göz hekimi takip ediyor  Prof. Dr. Kıvanç Güngör , sempozyuma 4 gün boyunca ülkemizden ve dünyanın dört bir yanından fiziksel ve çevrimiçi olarak 2000’den fazla göz hekiminin takip edeceğini belirterek şöyle devam etti. “Deneyimli ve alanında uzman cerrahlar tarafından gerçekleştirilecek canlı cerrahi uygulamaları, katılımcılara farklı tekniklerin ve güncel yaklaşımların doğrudan izlenebileceği nitelikli bir eğitim ortamı sağlayacak. Bu süreçte eş zamanlı olarak oteldeki sempozyum salonunda düzenlenecek tartışma oturumlarında, deneyimli meslektaşlarımızın katkılarıyla olgular kapsamlı şekilde değerlendirilecek; katılımcılar da aktif katılım göstererek soru, yorum ve deneyimlerini paylaşma fırsatı elde edeceklerdir. Bilimsel programın bir diğer önemli bileşeni olarak, endüstri destekli cerrahiler ve uydu sempozyumlarda güncel teknolojiler, yenilikçi uygulamalar ve klinik pratiğe yansıyan gelişmeler ele alınacak; böylece katılımcılara hem teorik hem de uygulamaya dönük bütüncül bir bakış açısı sunulacak.    Geçtiğimiz yılda yine Ankara’da düzenlediğimiz sempozyum büyük ilgi gördü. Sempozyumda 4 gün boyunca 70 göz cerrah canlı ameliyat gerçekleştirdi. Yurt içinden bin, yurtdışında 42 ülkeden binin üzerinde yabancı göz hekimi tarafından takip edilen ameliyatlarda 250 sağlık personeli görev aldı. Bu ameliyatların içinde oldukça zor ve nadir yapılan ameliyatlar vardı ve hastalarımız sağlıklarına kavuştular. Bu yıl yine TC. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde yaklaşık 70 hastamızı ameliyat etmeyi planlıyoruz. Ameliyatlarla ilgili planlamalarımız ve hasta seçimlerimiz yoğun bir şekilde devam ediyor.” diye konuştu.  Dünyaya örnek oluyoruz   Prof. Dr. Kıvanç Güngör hem teknik özellikleri, hem canlı yayın kalitesi, hem de yapılan ameliyatların zorluk ve çeşitlilik derecesi gibi pek çok öne çıkan özellikleriyle dünya standartlarında bir Canlı Cerrahi Sempozyumu düzenlemeyi planladıklarını sözlerine ekleyerek şöyle konuştu: “TOD Canlı Cerrahi Sempozyumu yoğun emek harcayarak düzenlediğimiz bir etkinlik. Canlı cerrahi uygulamaları için hastanelerini tahsis eden T.C. Sağlık Bakanlığı Ankara Bilkent Şehir Hastanesi idarecilerine, hocalarımıza, meslektaşlarımıza, hemşire, teknisyen ve personeline; TOD birimleri aktif üyesi olarak cerrahi yapan ve katılan tüm göz hekimi meslektaşlarımın her birine teşekkür ediyorum. Baştan sona dünya standartlarında bir sempozyum olması için çalışıyoruz. Etkinliğimiz hem yurtiçinden hem de yurtdışından her yıl büyük ilgi görüyor. Her geçen yıl yurtdışı katılımın arttığı sempozyumumuzda simültane tercümede yer alıyor. Katılımcılar sadece cerrahi seyretmekle kalmayıp alanında uzman hocaların katıldığı tartışmaları da izleyip sorularına yanıt alabiliyorlar." ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/dunyanin-gozu-turkiyenin-uzerinde-J986dOv5.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/dunyanin-gozu-turkiyenin-uzerinde-J986dOv5.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_dunyanin-gozu-turkiyenin-uzerinde-J986dOv5.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/dunyanin-gozu-turkiyenin-uzerinde-J986dOv5.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/dunyanin-gozu-turkiyenin-uzerinde/32446/</link>
			<pubDate>Thu, 28 May 2026 09:24:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Yeni kesilen et hemen tüketilmemeli]]></title>
			<description><![CDATA[Kurban Bayramı öncesinde dengeli beslenme, porsiyon kontrolü ve sağlıklı tüketim alışkanlıklarına yönelik önemli bilgilendirmelerde bulunan Kocaeli Büyükşehir Belediyesi diyetisyeni Buse Haldız, "Yeni kesilen etin hemen tüketilmesi sindirim problemlerine yol açabilir. Bu sebeple etin buzdolabında 12 ila 24 saat arasında dinlendirilmesi gerekiyor” dedi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ KOCAELİ (İGFA) - Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, sağlıklı yaşam farkındalığını artırmak amacıyla Anne Şehir Merkezleri aracılığıyla vatandaşlara rehberlik etmeye devam ediyor.  Kocaeli Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Anne Şehir Merkezleri’nde görev yapan diyetisyen Buse Haldız, Kurban Bayramı’nda artan tatlı ve et tüketimi için öğün dengeleme ve tüketim miktarı konularında vatandaşlara önerilerde bulundu.  Diyetisyen Haldız, “Yeni kesilen etin hemen tüketilmesi sindirim problemlerine yol açabilir. Kesim sonrası kas yapısının sert olmasından kaynaklı bu durum hazımsızlık, şişkinlik ve mide rahatsızlıklarına neden olabilir. Bunun için en sağlıklı yöntem, etin buzdolabında 12 ila 24 saat dinlendirilmesi. Bu süreçle et daha yumuşak ve sindirilebilir hale gelir” dedi.  KAVURMA TÜKETİMİNE DİKKAT  Bayram sabahlarının vazgeçilmezi olan kavurmanın kontrollü tüketilmesi gerektiğini belirten Haldız, küçük porsiyonların tercih edilmesini önerdi. Kavurmanın yanında domates, salatalık, roka ve maydanoz gibi sebzelerin tüketilmesinin sindirimi desteklediğini ifade eden Haldız, günün diğer öğünlerinde daha hafif beslenmenin önemli olduğunu da kaydetti.  Diyabet, hipertansiyon ve kalp-damar hastalığı bulunan bireylerin bayram boyunca daha dikkatli beslenmesi gerektiğini vurgulayan Haldız, özellikle aşırı et, tuz ve şerbetli tatlı tüketiminden kaçınılması gerektiğini belirtti. Şeker hastalarının öğün atlamaması gerektiğini ifade eden Haldız, hipertansiyon hastaları için az tuzlu pişirme yöntemlerinin tercih edilmesini önerdi.  Bayram döneminde çocuklar ve yaşlıların beslenme açısından daha hassas olduğunu belirten Haldız, çocuklarda aşırı şeker tüketiminin sınırlandırılması gerektiğini söyledi. Yaşlı bireylerde ise hazımsızlık, tansiyon yükselmesi ve kan şekeri dalgalanmalarının sık görüldüğünü belirten Haldız, ağır ve yağlı yiyeceklerden uzak durulması gerektiğini ifade etti.  EN SAĞLIKLI PİŞİRME YÖNTEMLERİNİ AÇIKLADI  Et pişirme yöntemleri hakkında da bilgi veren Haldız, “En sağlıklı pişirme yöntemi haşlamadır. Etin kendi suyuyla pişmesi sağlanır. Ekstra yağ gerektirmez, sindirimi kolaydır. Daha sonra fırında pişirme ve ızgara gelir. Kızartma ve aşırı yağda pişirme, yüksek ısıda istemediğimiz pişirme yöntemleridir” diyerek, vatandaşlara daha kolay sindirilebilir önerilerde bulundu.  Kurban Bayramı’nda kırmızı et tüketiminin arttığını hatırlatan Haldız,“Etin yanında sebze ve lifli gıdaların tüketilmesi hem sindirim sistemi hem de genel sağlık açısından oldukça önemlidir. Özellikle Kurban Bayramı gibi kırmızı et tüketiminin arttığı dönemlerde öğünlerin mutlaka sebzelerle dengelenmesi gerekir. Lifli besinler midenin boşalmasını yavaşlatır, daha uzun süre tokluk yapar, kolesterol dengesine ise katkı sağlar” dedi. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/yeni-kesilen-et-hemen-tuketilmemeli-SJ13HVyc.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/yeni-kesilen-et-hemen-tuketilmemeli-SJ13HVyc.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_yeni-kesilen-et-hemen-tuketilmemeli-SJ13HVyc.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/yeni-kesilen-et-hemen-tuketilmemeli-SJ13HVyc.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/yeni-kesilen-et-hemen-tuketilmemeli/32435/</link>
			<pubDate>Wed, 27 May 2026 11:39:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Fenilketonüri uyarısı: Bir damla kan hayat kurtarır]]></title>
			<description><![CDATA[Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Dilber Bektaşlar, Türkiye’de görülme sıklığı dünya ortalamasının üzerinde olan fenilketonüri (PKU) hastalığında erken tanının hayati önem taşıdığını belirterek, topuk kanı testinin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) - Çocuk Sağlığı Hastalıkları Uzm. Dr. Dilber Bektaşlar, fenilketonüri (PKU) hastalığının tedavi edilmediğinde ağır zeka geriliği, nöbetler ve gelişim problemlerine yol açabileceğini belirtti. Dr. Bektaşlar, PKU’lu bebeklerde gelişme geriliği, cilt döküntüleri, tiz sesli ağlama, idrarda küf kokusu ve epileptik nöbetler gibi belirtiler görülebileceğini ifade etti.  Sağlık Bakanlığı’nın 2025 verilerine göre Türkiye’de her 25 kişiden birinin taşıyıcı olduğunu aktaran Uzm. Dr. Dilber Bektaşlar, yaklaşık her 6 bin 200 canlı doğumda bir bebeğin PKU hastası olarak dünyaya geldiğini söyledi. Türkiye’de hastalığın görülme oranının dünya ortalamasının üzerinde olduğuna dikkat çeken Bektaşlar, bunun en önemli nedenlerinden birinin akraba evlilikleri olduğunu kaydetti.    Türkiye’de PKU tarama testinin 1987’den bu yana uygulandığını belirten Bektaşlar, 2006 yılından itibaren Ulusal Yenidoğan Tarama Programı kapsamında tüm illerde topuk kanı testinin zorunlu hale getirildiğini ifade etti. Hastaneden taburcu olmadan önce ve aile hekimliğinde alınan birkaç damla topuk kanı sayesinde erken teşhis konulabildiğini söyleyen Bektaşlar, erken tanı alan bebeklerin özel mama ve diyet desteğiyle sağlıklı gelişim gösterebildiğini vurguladı. Geç tanı konulan vakalarda ise ağır zeka geriliği, epilepsi nöbetleri ve egzama gibi ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini belirten Bektaşlar, ailelerin aile hekimlerinden gelen çağrıları dikkate alması gerektiğini söyledi.  Akraba evliliklerinden kaçınılmasının hastalık riskini azaltacağını ifade eden Uzm. Dr. Bektaşlar, “Topuk kanı testi ihmal edilmemeli. Erken teşhis ve doğru beslenme tedavisiyle PKU’lu çocuklar sağlıklı bir yaşam sürebilir. Unutmayalım, bir damla kan hayat kurtarır” dedi. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/fenilketonuri-uyarisi-bir-damla-kan-hayat-kurtarir-qpUR9jAE.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/fenilketonuri-uyarisi-bir-damla-kan-hayat-kurtarir-qpUR9jAE.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_fenilketonuri-uyarisi-bir-damla-kan-hayat-kurtarir-qpUR9jAE.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/fenilketonuri-uyarisi-bir-damla-kan-hayat-kurtarir-qpUR9jAE.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/fenilketonuri-uyarisi-bir-damla-kan-hayat-kurtarir/32379/</link>
			<pubDate>Mon, 25 May 2026 11:54:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Erzurum Atatürk Üniversitesi öğrencisinden önemli başarı]]></title>
			<description><![CDATA[Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencisi Ahmet Kağan İslam, Uluslararası Nörobilim Günleri'nde koku kaybının Alzheimer'ın nedeni olabileceğine dair çalışmasıyla poster sunum yarışmasında ikincilik ödülü kazandı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ Rabia DEMİR / ERZURUM (İGFA) - İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Tıp Fakültesi tarafından üçüncüsü düzenlenen Uluslararası Nörobilim Günleri sempozyumu, nörobilim ve nöroteknoloji alanlarında uluslararası birçok önemli ismi bir araya getirdi.  Nörobilim dünyasının önde gelen araştırmacılarından Wolfram Schultz, Richard van Wezel ve Peter König gibi isimlerin yer aldığı etkinlikte, katılımcıların nörobilim alanındaki bilimsel çalışmalarını sunduğu yarışmalar da gerçekleştirildi.  Poster sunum kategorisinde Türkiye’nin farklı üniversitelerinden katılımcılar yer aldı.  Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi 5. sınıf öğrencisi Ahmet Kağan İslam, Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Dumlu Aydın danışmanlığında yürütülen çalışma ile ikincilik elde etti. Program sonunda dereceye giren katılımcılara plaket takdim edildi.  Poster sunumunda yer alan araştırmada, literatürde Alzheimer Hastalığında erken evre belirtisi olarak kabul edilen koku kaybının, hastalığın bir sonucu değil, nedeni olabileceği üzerinde duruldu. Daha önce Parkinson Hastalığı üzerine yürütülen çalışmada, literatürde erken belirti olarak kabul edilen tat kaybının hastalığın nedeni olabileceğine yönelik bulgular ortaya koyarak birincilik elde eden, Aydın yürütücülüğündeki ekipte yer alan İslam, bu kez araştırmalarını Alzheimer Hastalığı üzerine yoğunlaştırdı.    Koku kaybı oluşturulan hayvanlar bir süre izlendiğinde hafıza performansında gerileme gözlemlendi. Sadece koku merkezinde lezyon oluşturulan, Alzheimer ile ilişkili beyin bölgelerine doğrudan müdahale edilmeyen hayvanların beyinleri incelendiğinde, Alzheimer hastalığıyla ilişkili bölgelerde de yapısal hasar bulgularına rastlandı. Elde edilen sonuçlar, koku kaybının Alzheimer hastalığının oluşum sürecinde bir rol oynayabileceğine işaret etti.  Ayrıca çalışmada, beynin “RAM” ve “harddisk” kapasitesinin hesaplanabilmesine yönelik yeni bir formül geliştirilerek deney sürecinde uygulandı.  Söz konusu modelde, bilgisayar sistemlerinde kullanılan bellek yapısına benzer kavramsal bir yaklaşım kullanıldı. Araştırma ekibi, bu yöntemle beyin verilerinin daha sistematik şekilde değerlendirilmesine yönelik yeni bir analiz de ortaya koydu.  Değerlendirme sürecinde jüri ve akademisyenlerden oluşan kurul tarafından yapılan puanlama sonucunda çalışma, ikinciliğe layık görüldü. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/erzurum-ataturk-universitesi-ogrencisinden-onemli-basari-XsFB7ru3.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/erzurum-ataturk-universitesi-ogrencisinden-onemli-basari-XsFB7ru3.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_erzurum-ataturk-universitesi-ogrencisinden-onemli-basari-XsFB7ru3.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/erzurum-ataturk-universitesi-ogrencisinden-onemli-basari-XsFB7ru3.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/erzurum-ataturk-universitesi-ogrencisinden-onemli-basari/32292/</link>
			<pubDate>Fri, 22 May 2026 09:30:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Mahkemeden Sağlık Bakanlığı’na “şeffaflık” freni! Diş sağlığı verilerini gizlemek hukuka aykırı bulundu]]></title>
			<description><![CDATA[Hekim Birliği Sendikası’nın açtığı davada Ankara 6. İdare Mahkemesi, Sağlık Bakanlığı’nın kamu ağız ve diş sağlığı hizmetlerine ilişkin verileri paylaşmama kararını iptal etti. Mahkeme, kamu yararını ilgilendiren bilgilerin “özel çalışma gerekir” gerekçesiyle gizlenemeyeceğine hükmetti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (İGFA) - Hekim Birliği Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası’nın, kamu ağız ve diş sağlığı hizmetlerine ilişkin verilerin paylaşılması talebiyle yaptığı bilgi edinme başvurusunun reddedilmesi üzerine açtığı davada mahkemeden dikkat çeken bir karar çıktı.  Ankara 6. İdare Mahkemesi, Sağlık Bakanlığı’nın söz konusu verileri paylaşmama yönündeki işlemini hukuka aykırı bularak iptal etti. Mahkeme kararında, kamu kurumlarının görevleri gereği ellerinde bulundurması gereken verilerin Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamı dışında değerlendirilemeyeceği vurgulandı. Sendikanın başvurusunda; Türkiye genelindeki kamu ağız ve diş sağlığı kuruluşlarının listesi, 2025 yılı acil diş başvurularına ilişkin veriler ile kamuda görev yapan diş hekimi sayılarına dair bilgiler talep edildi. Ancak Sağlık Bakanlığı, söz konusu bilgilerin paylaşılmasının “ayrı çalışma ve analiz gerektirdiği” gerekçesiyle talebi reddetti.  Mahkeme ise bu gerekçeyi yeterli bulmadı.  Kararda, sendikaların üyeleri adına yürüttüğü faaliyetler kapsamında bu tür verilere erişim hakkı bulunduğu belirtilirken, şeffaf yönetim anlayışının idare açısından bir yükümlülük olduğu ifade edildi.  Hekim Birliği Sendikası tarafından yapılan açıklamada, kararın kamu verilerinin keyfi biçimde saklanamayacağını bir kez daha ortaya koyduğu belirtilerek, sağlık hizmetlerinin planlanması ve değerlendirilmesinde şeffaflığın esas olması gerektiği kaydedildi. Açıklamada ayrıca, “Sendikaların kamu adına denetim ve takip görevlerinin yargı güvencesi altında olduğu bir kez daha teyit edilmiştir. Hekimlerin, sağlık çalışanlarının, hastaların ve toplumun ortak yararı için şeffaflık ve hesap verebilirlik talep etmeye devam edeceğiz” ifadelerine yer verildi. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/mahkemeden-saglik-bakanligina-seffaflik-freni-dis-sagligi-verilerini-gizlemek-hukuka-aykiri-bulundu-TB1U2WlY.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/mahkemeden-saglik-bakanligina-seffaflik-freni-dis-sagligi-verilerini-gizlemek-hukuka-aykiri-bulundu-TB1U2WlY.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_mahkemeden-saglik-bakanligina-seffaflik-freni-dis-sagligi-verilerini-gizlemek-hukuka-aykiri-bulundu-TB1U2WlY.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/mahkemeden-saglik-bakanligina-seffaflik-freni-dis-sagligi-verilerini-gizlemek-hukuka-aykiri-bulundu-TB1U2WlY.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/mahkemeden-saglik-bakanligina-seffaflik-freni-dis-sagligi-verilerini-gizlemek-hukuka-aykiri-bulundu/32245/</link>
			<pubDate>Wed, 20 May 2026 14:54:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Eti saklama ve pişirme de en az tüketim kadar önemli]]></title>
			<description><![CDATA[Türk Kanser Derneği gönüllü diyetisyeni Selin Zingin, Kurban Bayramı’nda artan kırmızı et tüketimine dikkat çekerek, özellikle kanser hastalarının beslenme ve gıda güvenliğine özen göstermesi gerektiğini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (İGFA) - Türk Kanser Derneği gönüllü diyetisyeni Selin Zingin, Kurban Bayramı döneminde artan kırmızı et tüketimine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Zingin, kırmızı etin yüksek protein, demir, çinko ve B12 vitamini açısından değerli bir besin kaynağı olduğunu ancak tüketim kadar saklama, çözdürme ve pişirme yöntemlerinin de sağlık açısından kritik olduğunu vurguladı.  Yeni kesilen etin ilk saatlerde sert bir yapıya sahip olduğunu belirten Zingin, bu durumun sindirimi zorlaştırabileceğini ve özellikle mide-bağırsak hassasiyeti olan kişilerde şişkinlik ve hazımsızlığa yol açabileceğini ifade etti. Etin tüketilmeden önce buzdolabında dinlendirilmesi gerektiğini söyledi.  Etin saklama ve çözdürme koşullarına da dikkat çeken Zingin, yanlış çözdürme yöntemlerinin bakteriyel üremeyi artırabileceğini belirterek, etin en güvenli şekilde buzdolabında yavaş çözdürülmesi gerektiğini kaydetti. Çözdürülen etin tekrar dondurulmaması gerektiğini vurgulayan Zingin, acil durumlarda sızdırmaz ambalaj içinde soğuk suyla çözdürme yönteminin tercih edilebileceğini aktardı. Pişirme yöntemlerinin de sağlık açısından önemine değinen Zingin, etin yüksek ateşte veya doğrudan alevde pişirilmesinin risk oluşturabileceğini, yanmış ve kömürleşmiş bölümlerin ise kesinlikle tüketilmemesi gerektiğini söyledi. Haşlama, fırında pişirme ve kısık–orta ateşte pişirme yöntemlerinin daha güvenli olduğunu ifade etti.  Kanser tedavisi gören bireylerde beslenmenin kişiye özel planlanması gerektiğini belirten Zingin, bağışıklık sistemi baskılanmış hastaların yalnızca tam pişmiş ve güvenli şekilde hazırlanmış etleri tüketmesi gerektiğini vurguladı. Çiğ ve pişmiş gıdaların temasının önlenmesi ve hijyen kurallarına dikkat edilmesinin enfeksiyon riskini azaltmada kritik rol oynadığını ifade etti. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/eti-saklama-ve-pisirme-de-en-az-tuketim-kadar-onemli-yvglTfXx.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/eti-saklama-ve-pisirme-de-en-az-tuketim-kadar-onemli-yvglTfXx.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_eti-saklama-ve-pisirme-de-en-az-tuketim-kadar-onemli-yvglTfXx.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/eti-saklama-ve-pisirme-de-en-az-tuketim-kadar-onemli-yvglTfXx.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/eti-saklama-ve-pisirme-de-en-az-tuketim-kadar-onemli/32243/</link>
			<pubDate>Wed, 20 May 2026 13:39:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bayramda artan et tüketimi kalbi zorlayabilir!]]></title>
			<description><![CDATA[Kurban Bayramı’nda değişen beslenme düzeni ve artan et tüketiminin özellikle kalp, tansiyon ve diyabet hastaları için risk oluşturabileceği uyarısı yapıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[
Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Nevrez Koylan, bayram döneminde yalnızca tüketilen gıdaların değil, öğün sıklığı ve yeme düzeninin de sağlık açısından büyük önem taşıdığını söyledi.

Prof. Dr. Koylan, ziyaretlerle birlikte gün içine yayılan sık ve yoğun tüketimin sağlıklı bireylerde bile geçici yük oluşturabileceğini belirterek, “Özellikle kalp-damar hastalığı, hipertansiyon veya diyabeti olan kişilerde bu durum daha ciddi şikâyetlere yol açabilir” dedi.

Artan et tüketimiyle birlikte fazla tuz ve yağ alımının kan basıncı, kan şekeri ve kolesterol seviyelerinde ani dalgalanmalara neden olabileceğine dikkat çeken Koylan, kardiyovasküler hastalıkların dünya genelinde hâlâ en yaygın ölüm nedeni olduğunu ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre her üç ölümden birinin kalp-damar hastalıklarına bağlı gerçekleştiğini hatırlatan Koylan, Türkiye’de de benzer bir tablonun bulunduğunu söyledi.

Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, Kurban Bayramı’nda kalp sağlığını desteklemeye yardımcı olabilecek 15 maddeyi paylaştı:


	Porsiyon kontrolüne dikkat edin, aşırı kalori alımından kaçının.
	Bayramda normal beslenme düzeninizi bozmayın, öğün atlamamaya özen gösterin.
	Sofralarda aşırı çeşit ve ağır yiyeceklerden kaçının, yeni ve yoğun besinleri tadımlık miktarlarda tercih edin.
	Tatlı tüketimini sınırlayın. Şerbetli seçenekler yerine sütlü tatlıları küçük porsiyonlarla tercih edin.
	Kavurma, sakatat ve kırmızı et tüketimini sınırlayın, aşırı tüketimin kolesterolü yükseltebileceğini unutmayın.
	Et yemeklerinde kavurma ve kızartma yerine haşlama, fırın veya ızgara yöntemlerini tercih edin.
	Pilav, makarna ve börek gibi karbonhidratları sınırlı tüketin.
	Kahvaltıda sucuklu yumurta, kızartma, börek ve tatlı gibi ağır seçeneklerden yalnızca birini, küçük porsiyonlarda tüketin.
	Yemeklerde ideal tuz miktarını aşmamaya özen gösterin. Günlük toplam tuz tüketiminin 5 gram yani yaklaşık 1 çay kaşığını geçmemesine dikkat edin. (Tansiyon hastaları için bu miktar daha da azaltılmalı)
	İçecek olarak su veya ev yapımı ayran tercih edin. Şekerli, gazlı ve hazır içeceklerden kaçının.
	Beyaz ekmek yerine tam tahıllı ekmek tercih edin.
	Sofraları sebze, salata ve meyve ile zenginleştirerek denge sağlayın.
	Yemekleri yavaş yiyin, sofrada geçirilen süreyi uzatarak tokluk hissini artırın.
	Gün içinde mümkün olduğunca hareket edin, kısa yürüyüşler kalp sağlığına katkı sağlar.
	Bayram yoğunluğu ve stresi yönetmeye, dinlenmeye zaman ayırmaya özen gösterin.


]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/sadece-ne-yediginiz-degil-nasil-tukettiginiz-de-onemli-bayramda-artan-et-tuketimi-kalbi-zorlayabilir-s1tL29jX.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/sadece-ne-yediginiz-degil-nasil-tukettiginiz-de-onemli-bayramda-artan-et-tuketimi-kalbi-zorlayabilir-s1tL29jX.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_sadece-ne-yediginiz-degil-nasil-tukettiginiz-de-onemli-bayramda-artan-et-tuketimi-kalbi-zorlayabilir-s1tL29jX.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/sadece-ne-yediginiz-degil-nasil-tukettiginiz-de-onemli-bayramda-artan-et-tuketimi-kalbi-zorlayabilir-s1tL29jX.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/sadece-ne-yediginiz-degil-nasil-tukettiginiz-de-onemli-bayramda-artan-et-tuketimi-kalbi-zorlayabilir/32228/</link>
			<pubDate>Tue, 19 May 2026 18:24:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık raporlarında dijital dönem başladı... Sağlık Kurulu rapor süreçleri kolaylaştırıldı]]></title>
			<description><![CDATA[Bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan yeni yönetmelikle sağlık raporlarında dijitalleşme süreci başlatıldı. Yeni düzenlemeyle e-Nabız üzerinden başvuru dönemi başlarken, birçok rapor işlemi kolaylaştırıldı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (İGFA) - Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Sağlık Raporları Yönetmeliği” Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yönetmelik kapsamında sağlık raporlarının başvuru, değerlendirme ve düzenleme süreçlerinde önemli değişikliklere gidildi.  BAŞVURULAR E-NABIZ ÜZERİNDEN YAPILACAK  Yeni düzenlemeye göre tüm sağlık raporu başvuruları artık e-Nabız sistemi üzerinden gerçekleştirilecek. Böylece yazılı dilekçe ve benzeri uygulamalar sona erecek.  Lisansa tabi olmayan spor ve sosyal aktiviteler için vatandaşlar, hekime gitmeden e-Nabız üzerinden “Sağlık Durum Belgesi” alabilecek. Karar Destek Sistemi sayesinde kişinin engel teşkil eden bir sağlık sorunu, ilaç kullanımı veya hastalık beyanı bulunmaması halinde belge otomatik olarak düzenlenebilecek.  Elektronik ortamda hazırlanan raporların fiziki olarak alınması ve arşivlenmesi zorunluluğu da kaldırıldı.    SAĞLIK KURULU SİSTEMİ YENİDEN DÜZENLENDİ  Yönetmelikle birlikte “tam teşekküllü” ve “üç hekimli” olmak üzere iki temel sağlık kurulu yapısı oluşturuldu. Çoğu raporun üç hekim imzasıyla düzenlenebilmesi sağlanırken, mühür ve başhekim onayı zorunluluğu kaldırılarak süreçlerin hızlandırılması hedeflendi.  50’den az çalışanı bulunan az tehlikeli işyerleri için işe giriş raporlarının tüm kamu hekimleri tarafından düzenlenebilmesine imkan tanındı.  Engelli sağlık raporları ile ilaç ve tıbbi malzeme kullanım raporlarının ise evde sağlık hizmetleri kapsamında uzaktan yenilenebilmesinin önü açıldı.    “RAPOR BAŞVURU MERKEZİ” KURULACAK  İkinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarında rapor işlemlerinin tek merkezden yürütülmesi amacıyla “Rapor Başvuru Merkezi” kurulacak. Böylece vatandaşların rapor başvurusu, takibi ve sonuçlandırma işlemleri tek noktadan gerçekleştirilecek.  Yeni düzenleme kapsamında engelli sporcuların lisans işlemlerinde ayrıca rapor alınması şartı kaldırılırken, sağlık raporlarında standart format uygulamasına geçilecek. Ayrıca raporlara İngilizce dil desteği eklenerek uluslararası kullanım imkanı sağlanacak.   ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/saglik-raporlarinda-dijital-donem-basladi-saglik-kurulu-rapor-surecleri-kolaylastirildi-qFWdcQY3.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/saglik-raporlarinda-dijital-donem-basladi-saglik-kurulu-rapor-surecleri-kolaylastirildi-qFWdcQY3.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_saglik-raporlarinda-dijital-donem-basladi-saglik-kurulu-rapor-surecleri-kolaylastirildi-qFWdcQY3.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/saglik-raporlarinda-dijital-donem-basladi-saglik-kurulu-rapor-surecleri-kolaylastirildi-qFWdcQY3.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/saglik-raporlarinda-dijital-donem-basladi-saglik-kurulu-rapor-surecleri-kolaylastirildi/32216/</link>
			<pubDate>Tue, 19 May 2026 13:24:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kalp yetersizliğinde erken tanı yaşam kalitesini etkiliyor]]></title>
			<description><![CDATA[Dünya genelinde 64 milyon kişiyi etkileyen kalp yetersizliği, Türkiye’de 2016-2022 arasında 2,7 milyondan fazla kişiye tanı konulan önemli bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, erken tanı, tedaviye uyum ve düzenli takibin kritik olduğunu belirtiyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) - Her yıl Mayıs ayının ikinci haftası düzenlenen “Kalp Yetersizliği Farkındalık Haftası” kapsamında uzmanlar, hastalığın erken tanısının ve tedaviye uyumun yaşam kalitesi ve sağkalım açısından önemine dikkat çekti.  Kalp yetersizliği, kalbin vücuda yeterli kan ve oksijen pompalayamaması sonucu ortaya çıkan ciddi bir sağlık sorunu. Nefes darlığı, hızlı kilo artışı, halsizlik ve bacaklarda şişlik gibi belirtilerle kendini gösterebiliyor. HFSA 2025 raporuna göre yalnızca ABD’de yaşam boyu kalp yetersizliği riski yüzde 24’e yükseldi. Türkiye’de ise TRends-HF çalışmasına göre 2022 yılı itibarıyla kalp yetersizliği görülme sıklığı yüzde 2,1 ve yıllık 1000 kişiden 3-6’sında yeni vakalar ortaya çıkıyor.    Avrasya Kalp Yetersizliği Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Temizhan, hastalığın günlük yaşamı ciddi şekilde etkilediğini belirterek, “Yaşlanmanın doğal sonucu sanılan nefes darlığı ve bacak şişlikleri kalp yetersizliğinin habercisi olabilir. Erken tanı, düzenli takip ve kılavuzlara uygun tedavi yaşam kalitesini artırıyor” dedi.    AstraZeneca Türkiye Ülke Başkanı Dr. Münevver Gönenç, kronik hastalıklarla mücadelede toplum bilinçlenmesinin önemine değinerek, “Erken tanı, doğru bilgiye erişim ve hekim-hasta iletişimi başarıyı artırıyor” ifadelerini kullandı. Roche Diagnostik Türkiye Genel Müdürü Nazlı Sahafi ise erken ve doğru tanının hem hastalar hem de sağlık sistemi için kritik olduğunu belirterek, entegre ve veri odaklı yaklaşımın önemine dikkat çekti.  Uzmanlar, farkındalığın artırılması, risk altındaki kişilerin erken dönemde tespit edilmesi ve hastaların tedavi süreçlerini sürdürülebilir şekilde yönetmesinin, kalp yetersizliği yönetiminde başarı için hayati olduğunu vurguladı. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/kalp-yetersizliginde-erken-tani-yasam-kalitesini-etkiliyor-7t3p9fMD.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/kalp-yetersizliginde-erken-tani-yasam-kalitesini-etkiliyor-7t3p9fMD.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_kalp-yetersizliginde-erken-tani-yasam-kalitesini-etkiliyor-7t3p9fMD.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/kalp-yetersizliginde-erken-tani-yasam-kalitesini-etkiliyor-7t3p9fMD.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/kalp-yetersizliginde-erken-tani-yasam-kalitesini-etkiliyor/32197/</link>
			<pubDate>Mon, 18 May 2026 18:24:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[“Sessiz Tehlike” yüksek tansiyona karşı uyarı]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, çoğu zaman belirti vermeden ilerleyen yüksek tansiyonun ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek düzenli tarama çağrısında bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (İGFA) - Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, yüksek tansiyonun (hipertansiyon) çoğu zaman fark edilmeden ilerlediğine dikkat çekerek vatandaşları düzenli sağlık kontrollerine davet etti.  Yapılan açıklamada, “sessiz tehlike” olarak nitelendirilen yüksek tansiyonun kontrol altına alınmadığı durumlarda kalp, böbrek ve beyin damar hastalıklarına yol açabileceği vurgulandı.  Vatandaşların aile hekimlerine başvurarak düzenli tansiyon ölçümü yaptırmalarının önemine dikkat çekilen açıklamada, erken teşhisin hayat kurtarıcı rol oynadığı ifade edildi.  Sağlık otoriteleri, hipertansiyonun uzun vadede ciddi komplikasyonlara neden olabileceğini belirterek toplumun bilinçlendirilmesi ve düzenli taramaların ihmal edilmemesi gerektiğini hatırlattı.   ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/sessiz-tehlike-yuksek-tansiyona-karsi-uyari-biPB7Fkb.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/sessiz-tehlike-yuksek-tansiyona-karsi-uyari-biPB7Fkb.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_sessiz-tehlike-yuksek-tansiyona-karsi-uyari-biPB7Fkb.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/sessiz-tehlike-yuksek-tansiyona-karsi-uyari-biPB7Fkb.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/sessiz-tehlike-yuksek-tansiyona-karsi-uyari/32163/</link>
			<pubDate>Sun, 17 May 2026 17:54:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Artvin’de 3 hastane Anne Dostu oldu]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen değerlendirmeler sonucunda Artvin Devlet Hastanesi ve Arhavi Devlet Hastanesi “Anne Dostu Hastane” unvanı aldı, Hopa Devlet Hastanesi ise mevcut unvanını korudu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ Bayram SARAYOĞLU / ARTVİN (İGFA) - Sağlık Bakanlığı'nın yürüttüğü “Anne Dostu Hastane” programı kapsamında yapılan değerlendirmeler sonucunda Artvin Devlet Hastanesi ile Arhavi Devlet Hastanesi “Anne Dostu Hastane” unvanını almaya hak kazanırken, Hopa Devlet Hastanesi de mevcut unvanını korudu.  Anne adaylarının gebelik, doğum ve lohusalık süreçlerini güvenli, kaliteli ve mahremiyet esaslarına uygun ortamlarda geçirmelerini hedefleyen program kapsamında hastaneler detaylı şekilde değerlendirildi.  Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü değerlendirme ekibi tarafından gerçekleştirilen ziyaretlerde; doğum hizmetlerinin işleyişi, anne mahremiyetinin korunması, hasta güvenliği uygulamaları ve fiziki şartlar kapsamlı olarak incelendi.  Yapılan değerlendirmeler sonucunda hastanelerin anne sağlığı hizmetlerindeki kaliteli uygulamaları ve ekip çalışması bakanlık yetkilileri tarafından başarılı bulundu.  Belirlenen kriterleri eksiksiz şekilde karşılayan Artvin Devlet Hastanesi ve Arhavi Devlet Hastanesi “Anne Dostu Hastane” unvanını almaya hak kazanırken, Hopa Devlet Hastanesi mevcut unvanını başarıyla sürdürdü.    ARSLAN, SÜREÇTE EMEĞİ GEÇENLERE TEŞEKKÜR ETTİ  Artvin İl Sağlık Müdürü Dr. Yunuz Arslan ise yaptığı açıklamada, süreçte emeği bulunan tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ederek, “Anne ve bebek sağlığını önceleyen, güvenli ve kaliteli sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması adına yürütülen bu çalışmalar büyük önem taşımaktadır. Hastanelerimizin elde ettiği bu başarı, sağlık çalışanlarımızın özverili çalışmaları ve ekip ruhunun önemli bir göstergesidir. Anne Dostu Hastane unvanı alan ve bu unvanı başarıyla sürdüren hastanelerimizde görev yapan tüm personelimize teşekkür ediyor, başarılarının devamını diliyorum.” ifadelerini kullandı. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/artvinde-3-hastane-anne-dostu-oldu-qAk6Zc36.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/artvinde-3-hastane-anne-dostu-oldu-qAk6Zc36.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_artvinde-3-hastane-anne-dostu-oldu-qAk6Zc36.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/artvinde-3-hastane-anne-dostu-oldu-qAk6Zc36.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/artvinde-3-hastane-anne-dostu-oldu/32085/</link>
			<pubDate>Thu, 14 May 2026 17:24:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çocuğunuz sakızı seviyorsa dikkat! Şekerli sakızlar çürük riskini artırabilir]]></title>
			<description><![CDATA[Günlük hayatta çocukların vazgeçilmez eğlencelerinden biri olan sakız çiğneme alışkanlığı, sanılanın aksine doğru ürün seçildiğinde diş sağlığı için koruyucu bir kalkan oluşturabiliyor. Ancak uzmanlar, gelişigüzel seçilen şekerli sakızların diş minesine geri dönülemez zararlar verebileceği konusunda aileleri önemle uyarıyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) - Diş sağlığı uzmanları, piyasada bulunan birçok sakız türünün içerdiği sukroz, glikoz ve fruktoz gibi şekerler nedeniyle ağız içindeki bakteri faaliyetlerini hızlandırarak çürük riskini artırabileceği uyarısında bulundu. Şekerlerin bakteriler tarafından aside dönüştürülmesiyle diş minesinin zayıfladığı ve uzun vadede diş kayıplarına kadar gidebilen süreçlerin tetiklenebildiği belirtiliyor. Uzmanlar bu nedenle özellikle ürün etiketlerinin dikkatle incelenmesi gerektiğini vurguluyor.  Çocuk Diş Hekimi Dt. Nurgül Demir, koruyucu diş hekimliğinde doğru ürün seçiminin önemine dikkat çekerek, “Gülen diş” logosu taşıyan, yani “diş dostu” olarak nitelendirilen ürünlerin tercih edilmesinin önemine işaret etti. Demir, özellikle Xylitol içeren ürünlerin çocuklarda çürük riskini azaltmada etkili olabileceğini belirterek, Xylitolün ağızdaki çürük yapıcı bakteriler tarafından parçalanamadığını, bu nedenle bakteri seviyesini düşürmeye yardımcı olduğunu söyledi.    Ayrıca çiğneme sırasında artan tükürük akışının ağız içindeki asit dengesini düzenleyerek diş yüzeylerinin doğal temizlenme sürecine katkı sağladığı belirtiliyor.  Dt. Demir, ailelere ürün içeriklerini kontrol etme alışkanlığı kazanmaları gerektiğini vurgulayarak, küçük çocuklarda sakızın hava yoluna kaçma riskine karşı dikkatli olunması ve bu alışkanlığın yetişkin gözetiminde sürdürülmesi gerektiğini hatırlattı. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/cocugunuz-sakizi-seviyorsa-dikkat-sekerli-sakizlar-curuk-riskini-artirabilir-L3QKuGkN.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/cocugunuz-sakizi-seviyorsa-dikkat-sekerli-sakizlar-curuk-riskini-artirabilir-L3QKuGkN.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_cocugunuz-sakizi-seviyorsa-dikkat-sekerli-sakizlar-curuk-riskini-artirabilir-L3QKuGkN.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/cocugunuz-sakizi-seviyorsa-dikkat-sekerli-sakizlar-curuk-riskini-artirabilir-L3QKuGkN.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/cocugunuz-sakizi-seviyorsa-dikkat-sekerli-sakizlar-curuk-riskini-artirabilir/32052/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 17:54:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Göz kaşımayı hafife almayın!]]></title>
			<description><![CDATA[Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Başkanı Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, Türkiye’de genç nüfusta her 50 kişiden birinde görülen keratokonus göz hastalığı ile ilgili açıklamalarda bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) -  Türk Oftalmoloji Derneği Kornea ve Oküler Yüzey Birimi Başkanı Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, keratokonus hastalığına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Prof. Dr. Kemer, gelişen tanı yöntemleriyle birlikte eskiden nadir kabul edilen keratokonusun aslında daha sık görüldüğünün ortaya çıktığını belirterek, dünya genelinde her 2 bin kişiden birinde görülen hastalığın Türkiye’de genç nüfusta her 100 kişiden 2’sinde tespit edilebildiğini ifade etti.  Hastalığın en önemli ve önlenebilir risk faktörlerinden birinin göz kaşıma alışkanlığı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kemer, gözlerin sık ve sert şekilde ovuşturulmasının korneanın yapısını zayıflattığını ve hastalığın ilerlemesini hızlandırdığını söyledi.    Özellikle alerjik bünyeye sahip kişilerde göz kaşıntısının daha sık görüldüğünü belirten Kemer, bu durumun farkında olmadan hastalık riskini artırdığını ve keratokonusun ilerleyişini hızlandırabildiğini kaydederek, risk gruplarına da değindi.  Prof. Dr. Özlem Evren Kemer, gözünü sık kaşıyan çocuklar ve gençler, alerjik göz hastalığı olanlar, sık gözlük numarası değişimi yaşayanlar ve ailesinde keratokonus öyküsü bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti. Keratokonusun genellikle ergenlik döneminde başladığını ve erken yaşlarda ilerleme eğilimi gösterdiğini belirten Kemer, hastalığın erken dönemde tespit edilmesi halinde ilerlemenin büyük ölçüde durdurulabildiğini, bu nedenle düzenli göz muayenesinin kritik önem taşıdığını vurguladı. Giderek artan bulanık görme, gözlükle tam düzelmeyen görme, gece görüşünde zorlanma ve ışık saçılması gibi belirtilere dikkat çeken Kemer, bu şikayetlerin görülmesi halinde mutlaka göz doktoruna başvurulması gerektiğini sözlerine ekledi. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/goz-kasimayi-hafife-almayin-Nzl44YCd.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/goz-kasimayi-hafife-almayin-Nzl44YCd.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_goz-kasimayi-hafife-almayin-Nzl44YCd.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/goz-kasimayi-hafife-almayin-Nzl44YCd.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/goz-kasimayi-hafife-almayin/32037/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 13:27:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uzmanlardan 'Hanta Virüs' uyarısı]]></title>
			<description><![CDATA[Fitoterapi Uzmanı Dr. Lokman Kılıç, dünya genelinde ve zaman zaman ülkemizde gündeme gelen Hanta virüsü hakkında bilgilendirmelerde bulunarak, virüsün yayılma şekli, belirtileri ve korunma yolları konusunda vatandaşı uyardı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ MARDİN (İGFA) - Fitoterapi Uzmanı Dr. Lokman Kılıç, yayımladığı bilgilendirici videoda hanta virüsünün klinik seyri, Türkiye’deki durumu ve korunma yöntemleri hakkında önemli uyarılarda bulundu.  Dr. Lokman Kılıç, Hanta virüsünün özellikle fare, sıçan ve yarasa gibi kemirgenlerin dışkı, idrar ve salyaları aracılığıyla çevreye yayıldığını belirtti. Virüsün insanlara genellikle bu atıkların kuruması sonucu oluşan tozların solunması veya doğrudan temasla geçtiğini vurgulayan Kılıç, "Sadece 'Andes' türü olarak bilinen ve Güney Amerika'da görülen tipin insandan insana bulaşma riski var; diğer türlerde temel kaynak kemirgenlerle olan temastır," dedi.  Videodaki teknik ayrıntıları paylaşan Dr. Kılıç, virüsün etkilediği organlara göre iki ana tablo oluşturduğunu ifade etti.  Asya ve Avrupa Tipi Renal Sendromunun böbrekleri etkilediğini anlatan Kılıç, ateş, düşük tansiyon, idrarda azalma ve ardından aşırı idrar çıkışı ile seyrettiğini smyledi. Türkiye ve bölgemizde genellikle bu tipin görüldüğünü belirten Kılıç, erken müdahale edilmezse böbrek yetmezliği ve diyaliz ihtiyacı doğabileceğini hatırlattı.  Amerika Tipi Pulmoner Sendromunun ise doğrudan akciğerleri hedef aldığını dikkat çeken Kılıç, akciğer ödemi ve ağır solunum yetmezliği yapan bu türün ölüm oranının yüzde 30 ve 40 gibi çok yüksek seviyelerde olduğunu vurguladı.  Türkiye’de ilk vakanın 2009 yılında Bartın’da, ardından 2010’da Giresun’da görüldüğünü anımsatan Dr. Kılıç, Sağlık Bakanlığı verilerine göre ülkemizde yılda 10 ila 60 arasında vaka kaydedildiğini ancak ölüm oranlarının oldukça düşük (yılda 1-3 kişi) olduğunu söyledi. Dr. Kılıç, "Bölgemizde şu an için büyük bir risk yok ancak tedbiri elden bırakmamalıyız," mesajını verdi.  "Normal Gripten Farkı Nedir?"  Vatandaşların her gribi Hanta virüsü ile karıştırmaması gerektiğini belirten Dr. Lokman Kılıç, ayırt edici özellikleri şöyle sıraladı: "Hanta virüsünde yüksek ateşin yanında şiddetli kas ağrıları, gözlerde kızarıklık, yüz ve boyun bölgesinde döküntüler (peteşi) görülür. Laboratuvar tetkiklerinde ise normal gribin aksine kan pulcuklarının (trombosit) düşmesi ve beyaz kan hücrelerinin artması tipik bulgulardır."  Korunma İçin "Çamaşır Suyu" ve "Doğru Temizlik" Vurgusu  Dr. Kılıç, kemirgenlerin bulunduğu ortamların temizlenmesi konusunda hayati bir uyarıda bulundu: "Faresi veya kemirgeni bol olan yerleri temizlerken asla elektrik süpürgesi kullanmayın! Tozu havaya kaldırmak virüsü solumanıza neden olur. En doğrusu, 1-2 tatlı kaşığı çamaşır suyu karıştırılmış suyla yüzeyleri ıslatarak, toz kaldırmadan maske ve eldivenle temizlik yapmaktır."  Hastalığın kuluçka süresinin 2 ile 4 hafta arasında olduğunu hatırlatan Dr. Kılıç, şüpheli temas sonrası ateş, kas ağrısı ve kusma gibi belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini ifade ederek sözlerini tamamladı. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/uzmanlardan-hanta-virus-uyarisi-FTtscIIS.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/uzmanlardan-hanta-virus-uyarisi-FTtscIIS.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_uzmanlardan-hanta-virus-uyarisi-FTtscIIS.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/uzmanlardan-hanta-virus-uyarisi-FTtscIIS.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/uzmanlardan-hanta-virus-uyarisi/32012/</link>
			<pubDate>Wed, 13 May 2026 08:06:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Batman Kozluk’ta tuz farkındalığı]]></title>
			<description><![CDATA[Batman'ın Kozluk ilçesinde Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında farkındalık çalışması yapıldı. İlçe Sağlık Müdürlüğü ekipleri, Samanyolu Köyü'nde aşırı tuz tüketiminin zararları hakkında bilgi vererek tansiyon ölçümleri gerçekleştirdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ BATMAN (İGFA) - Batman’ın Kozluk ilçesinde, Dünya Tuza Dikkat Haftası kapsamında vatandaşlara yönelik bilgilendirme etkinliği gerçekleştirildi.  Kozluk İlçe Sağlık Müdürlüğü tarafından Samanyolu Köyü’nde kurulan farkındalık standında vatandaşlara aşırı tuz tüketiminin sağlık üzerindeki olumsuz etkileri hakkında bilgi verildi. Etkinlikte görev alan Kozluk İlçe Sağlık Müdürlüğü Eğitim Hemşiresi Çağla Konak, vatandaşlarla birebir görüşerek günlük tuz tüketiminin azaltılmasının önemine dikkat çekti. Program kapsamında tansiyon ölçümleri yapılırken, günlük yaşamda sık tüketilen bazı hazır gıdalardaki gizli tuz oranları uygulamalı şekilde anlatıldı.  Bilgilendirme çalışmalarında; aşırı tuz tüketiminin yüksek tansiyon, kalp hastalıkları ve böbrek rahatsızlıkları gibi sağlık sorunlarına yol açabileceği vurgulanırken, vatandaşlara sağlıklı beslenme konusunda önerilerde bulunuldu. Yetkililer, toplumda sağlıklı yaşam bilincini artırmaya yönelik eğitim ve farkındalık çalışmalarının devam edeceğini belirtti.   ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/batman-kozlukta-tuz-farkindaligi-ldSqJv8A.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/batman-kozlukta-tuz-farkindaligi-ldSqJv8A.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_batman-kozlukta-tuz-farkindaligi-ldSqJv8A.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/batman-kozlukta-tuz-farkindaligi-ldSqJv8A.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/batman-kozlukta-tuz-farkindaligi/31999/</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 15:57:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Bitkisel çaylarda bilinçsiz tüketim sağlık riski oluşturuyor]]></title>
			<description><![CDATA[Bitki çayları ve tıbbi bitkiler alanında uzman Prof. Dr. Ekrem Sezik, bitkisel çayların bilinçsiz kullanımının ciddi sağlık riskleri taşıyabileceğine dikkat çekerek, tıbbi amaçla kullanılan bitkilerin analizi yapılmış, standardize edilmiş ürünler olarak eczanelerde ve konuda uzman eczacılar danışmanlığı eşliğinde sunulması gerektiğini vurguluyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) - Dünyada sudan sonra en çok tüketilen içecek olan siyah çay, Türkiye’de hem kültürel hem de günlük yaşamın vazgeçilmez bir parçası olmaya devam ediyor. Bunun yanında, son yıllarda bitki çaylarına olan ilginin artmasıyla birlikte, bu ürünlerin güvenliği ve doğru kullanımı da daha kritik hale geliyor.  “Tıbbi bitki çayları uzman denetiminde olmalı”  Bitkisel çaylar, soğuk algınlığı, öksürük ve idrar yolu rahatsızlıkları gibi durumlarda yaygın olarak tercih ediliyor. Ancak bu yaygın kullanım, beraberinde önemli riskleri de gündeme getiriyor. Prof. Dr. Ekrem Sezik, bilinçsiz tüketimin ciddi sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekerek, açıkta satılan bitkisel ürünlerin güvenliğine ilişkin önemli uyarılarda bulundu. Sezik, “Gıda ve ilaç olarak kullanılan bitkilerde bulunmaması gereken pestisit, herbisit, ağır metal ve mikroorganizma analizleri yapılmamaktadır. Ayrıca bu ürünlerde rahatsızlıkları giderecek etkili madde miktarları da bilinmemektedir. Önemli bir sorun da halkımızın bu tür ürünleri sağlıkla ilgili hiçbir eğitimi olmayan kişilerin tavsiyeleriyle temin etmesi ve ciddi rahatsızlıklarda dahi farklı bitkileri veya karışımlarını çay olarak kullanmasıdır. Kısacası halkımız, sağlığı için yararlı değil zararlı olabilecek bitkileri tüketebilmektedir” ifadelerini kullandı.  “Çözüm eczane ve uzman danışmanlığı”  Tıbbi amaçla kullanılan bitkisel çayların güvenli tüketimi için eczanelerin önemli bir rol üstlenmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Ekrem Sezik, Avrupa’da uzun yıllardır uygulanan modele dikkat çekerek, sağlık için kullanılacak ürünlerin eczanelerde, konunun uzman olan eczacılar rehberliğinde sunulmasının gerekli olduğunu belirtti. Sezik, eczacıların bu alandaki bilgi birikimine de dikkat çekerek, “Eczacılar 5 yıllık eğitimlerinde, 2 yıl süre ile bitkilerin sağlıkta kullanımı ile ilgili kapsamlı eğitim almaktadır” ifadelerini kullandı.  Türkiye’de 60 bitki ve 8 karışım çay için bilimsel formülasyon çalışmalarının tamamlandığını hatırlatan Sezik, bu güçlü bilimsel altyapının 2018 yılında Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu bünyesinde, başkanlığını yürüttüğü bilimsel çalışma grubu tarafından gerçekleştirildiğini ifade etti. Çalışma sonucunda tıbbi çayların eczanelerde, etkileri belirtilerek satışına imkân sağlayacak formüllerin hazırlandığını belirten Sezik, bilimsel kısmın tamamlandığını ama mevzuatın  tamamlanamadığını belirtti. “Bu sene, yani 8 yıl sonra konunun tekrar çalışılmaya başlandığını öğrendim. Konunun yeniden gündeme alınmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendiriyorum”diyen Sezik, sürecin tamamlanmasının halk sağlığının korunması açısından kritik olduğunu vurgulayarak, tıbbi amaçla kullanılan bitkisel çayların yalnızca eczaneler aracılığıyla ve eczacı rehberliğinde tüketiciyle buluşturulması gerektiğini ifade etti. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/bitkisel-caylarda-bilincsiz-tuketim-saglik-riski-olusturuyor-lL7RyaKD.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/bitkisel-caylarda-bilincsiz-tuketim-saglik-riski-olusturuyor-lL7RyaKD.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_bitkisel-caylarda-bilincsiz-tuketim-saglik-riski-olusturuyor-lL7RyaKD.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/bitkisel-caylarda-bilincsiz-tuketim-saglik-riski-olusturuyor-lL7RyaKD.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/bitkisel-caylarda-bilincsiz-tuketim-saglik-riski-olusturuyor/31990/</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 13:06:04 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Sendikası: Hemşireler tükenmişlik ve baskı altında]]></title>
			<description><![CDATA[Birlik ve Dayanışma Sendikası, 12 Mayıs Hemşireler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada sağlık çalışanlarının ağırlaşan çalışma koşullarına dikkat çekti. Sendika MYK Üyesi Ebe Hemşire Melike Sigeze, düşük ücret, uzun nöbetler ve mobbing nedeniyle hemşirelerin tükenme noktasına geldiğini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (İGFA) - Birlik ve Dayanışma Sendikası, 12 Mayıs Hemşireler Günü kapsamında sağlık çalışanlarının yaşadığı sorunlara ilişkin açıklama yaptı.  Sendikanın MYK Üyesi Ebe Hemşire Melike Sigeze, hemşire ve ebelerin giderek ağırlaşan şartlar altında görev yaptığını belirtti.    Deprem bölgesinde sağlık çalışanlarının hâlâ zorlu koşullarda hizmet verdiğini söyleyen Sigeze, “Depremin üzerinden yıllar geçmesine rağmen konteynerlerde görev yapan arkadaşlarımız var. Yazın sıcağında, kışın soğuğunda sağlık hizmeti sunmaya çalışıyoruz” dedi. Uzun nöbet süreleri, mobbing, baskı ve maaş kesintisi tehdidinin sağlık çalışanlarını yıprattığını ifade eden Sigeze, hemşirelik mesleğinin sağlık sisteminin temel unsurlarından biri olmasına rağmen emeklerinin görünmez hale geldiğini savundu.  Özellikle aile sağlığı merkezlerinde artan bürokratik işlemlerin koruyucu sağlık hizmetlerini geri plana ittiğini belirten Sigeze, sağlık çalışanlarının asli görevlerini yapmakta zorlandığını söyledi.  Çalışma ortamlarına ilişkin de eleştirilerde bulunan Sigeze, bazı sağlık merkezlerinde uygun fiziki koşulların bulunmadığını ifade ederek, “Forma zorunlu tutuluyor ancak birçok yerde soyunma odası bile yok. Sağlık çalışanının sağlığı göz ardı ediliyor” diye konuştu.  Performans sisteminin çalışanlar üzerinde baskı oluşturduğunu kaydeden Sigeze, sağlık hizmetlerinin cezalandırıcı uygulamalar yerine destekleyici politikalarla güçlendirilmesi gerektiğini dile getirdi.  Hemşireler Günü dolayısıyla taleplerini de sıralayan sendika, güvenli çalışma ortamı, insanca yaşamaya yetecek ücret, eksiksiz izin hakkı ve sağlıkta şiddete karşı etkili yasal düzenleme çağrısında bulundu. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/birlik-ve-dayanisma-sendikasi-hemsireler-tukenmislik-ve-baski-altinda-gcJnvfvx.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/birlik-ve-dayanisma-sendikasi-hemsireler-tukenmislik-ve-baski-altinda-gcJnvfvx.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_birlik-ve-dayanisma-sendikasi-hemsireler-tukenmislik-ve-baski-altinda-gcJnvfvx.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/birlik-ve-dayanisma-sendikasi-hemsireler-tukenmislik-ve-baski-altinda-gcJnvfvx.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/birlik-ve-dayanisma-sendikasi-hemsireler-tukenmislik-ve-baski-altinda/31983/</link>
			<pubDate>Tue, 12 May 2026 10:27:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çocuklarda kalp hastalığı yaygınlaşıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, çocuklarda artan kalp hastalıklarına karşı uyarıda bulundu. Hatalı beslenme, hareketsizlik ve obezite gibi risklere dikkat çeken Uzm. Dr. Şahin; nefes darlığı ve çarpıntı gibi belirtilerde vakit kaybetmeden uzmana başvurulması gerektiğini belirtti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) - Türkiye'de son yıllarda çocuklarda kalp hastalıklarının görülme sıklığı hızla artıyor. Geçmişte sadece ileri yaş hastalığı olarak bilinen kalp hastalıkları, artık gençlerde de kapıyı çalıyor hatta çocuk yaşta kalp krizi vakalarıyla da karşılaşılabiliyor.  Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin genetik etkenlerin yanı sıra günlük yaşamda yapılan bazı hataların da kalbe ciddi zararlar verebildiğini belirterek “Çocuklarda kalp hastalıkları çoğu zaman sinsi ilerlemektedir. Özellikle çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı, bayılma ve spor yaparken zorlanma gibi kalp hastalığının belirtileri olabilecek şikayetler varsa mutlaka Çocuk Kardiyolojisi uzmanına başvurulmalı, ‘büyüme döneminde olur’ gibi yanlış bir algıya kapılıp zaman kaybedilmemelidir” dedi.  Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin, günümüzde çocuk kalbini tehdit eden 9 etkeni, hatalı davranışları ve erken tanı için ailelerin dikkat etmeleri gerekenleri anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.    HAZIR VE PAKETLİ GIDALARIN AŞIRI TÜKETİMİ  Hazır gıdalar; yüksek tuz, şeker ve trans yağ içerdiklerinden çocukların damar yapısını olumsuz etkiler, zamanla damar sertliğine zemin hazırlayarak kalp hastalıklarının erken yaşta başlamasına neden olabilir. Bu tarz paketli ürünler, aşırı tuz içeriğinden dolayı çocukluk çağında da tansiyon yüksekliğine yol açabilmektedir. Bu nedenle çocuğa ev yapımı, doğal ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırılmalı, paketli ürünler sınırlandırılmalıdır.  Tablet, telefon ve bilgisayar başında uzun süre hareketsizlik kalbin yeterince çalışmamasına, dolaşım sisteminin zayıflamasına yol açar, obezite riskini artırır. Ayrıca hareketsiz yaşam tarzı nedeniyle kardiyovasküler sistem ayarı kendini hep istirahatte gibi algıladığı için, ani hareketlerde baş dönmesi, göz kararması ve bayılma da görülebilmektedir. Çocukların açık havada her gün 60 dakika aktif hareket etmesi ve düzenli spor yapmaları desteklenmelidir.  Fazla kilo, kalbin üzerine ekstra yük bindirir. Obez çocuklarda yüksek tansiyon, kolesterol ve insülin direnci gibi kalp hastalıklarını tetikleyen riskler daha erken ortaya çıkar.  Çocukların sağlıklı ve dengeli beslenmesi, ekran süresinin azaltılması ve spora yönlendirilmeleriyle kilolarının olması gereken ideal seviyeye ulaşmaları sağlanmalıdır.  AŞIRI TUZ TÜKETİMİ  Yapılan bilimsel çalışmalar; fazla tuz tüketiminin çocuklarda da yüksek tansiyona neden olabileceğini, bu durumun uzun vadede kalp ve damar sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini gösteriyor. Yemeklere ekstra tuz eklenmemesi, hazır atıştırmalıkların tuz oranına dikkat edilmesi ve başta cips olmak üzere aşırı tuzlu atıştırmalıklardan uzak durulması konusunda bilinçlendirilmeleri çok önemlidir.  Çocuk Kardiyolojisi Uzmanı Dr. Murat Şahin “Çabuk yorulma, nefes darlığı, çarpıntı, göğüs ağrısı veya bayılma gibi belirtiler çoğu zaman ‘büyüme dönemi’ denilerek göz ardı edilebiliyor. Oysa bu belirtiler kalp hastalıklarının erken sinyalleri olabileceğinden, bu tür şikayetler mutlaka ciddiye alınmalı ve vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır” diyor.  Yeterli ve kaliteli uyku çocukların kalp sağlığı için de kritik öneme sahiptir. Yetersiz uyku; stres hormonlarını artırarak kalp ritmini ve tansiyonu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca çok geç uyuma alışkanlığı olan çocuklarda, vücudun biyolojik ritmi bozulabilmektedir. Bu nedenle mutlaka çocuğun yaşına uygun düzenli uyku saatleri oluşturulmalı ve uyku hijyenine dikkat edilmelidir. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/cocuklarda-kalp-hastaligi-yayginlasiyor-hfyP3lh1.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/cocuklarda-kalp-hastaligi-yayginlasiyor-hfyP3lh1.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_cocuklarda-kalp-hastaligi-yayginlasiyor-hfyP3lh1.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/cocuklarda-kalp-hastaligi-yayginlasiyor-hfyP3lh1.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/cocuklarda-kalp-hastaligi-yayginlasiyor/31969/</link>
			<pubDate>Mon, 11 May 2026 19:36:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İstanbul Maltepe’de çevre ve halk sağlığı için örnek uygulama]]></title>
			<description><![CDATA[İstanbul Maltepe Belediyesi, çevre ve halk sağlığını korumaya yönelik çalışmalarını sürdürüyor. İlçe genelindeki eczanelere yerleştirilen atık ilaç toplama kutuları sayesinde, kullanım süresi dolmuş ve kullanılmayan ilaçların doğaya karışmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) - Maltepe Belediyesi, çevre duyarlılığını artırmak ve sağlıklı bir kent yaşamını desteklemek amacıyla önemli bir projeyi daha hayata geçirdi. İlçe genelindeki eczanelere yerleştirilen “Atık İlaç Toplama Kutuları” ile vatandaşların kullanım süresi dolmuş ya da kullanılmayan ilaçlarını güvenli şekilde teslim edebilmesi sağlandı.  Sosyal belediyecilik anlayışıyla sürdürülen çalışma kapsamında, evlerde bekletilen veya yanlış yöntemlerle çöpe ya da lavaboya dökülen ilaçların çevreye ve insan sağlığına verdiği zararların önüne geçilmesi amaçlanıyor. Uzmanlar, atık ilaçların içme suyu kaynaklarına karışarak hem insan yaşamını hem de ekosistemi tehdit ettiğine dikkat çekiyor.  ATIK İLAÇLAR NEDEN TEHLİKELİ?  Çöpe atılan ilaçlar, insanlar ve hayvanlar açısından zehirlenme riskine yol açarken; lavaboya veya tuvalete dökülen ilaçlar ise kanalizasyon sistemi aracılığıyla yeniden toprağa, havaya ve suya karışabiliyor. Bu durumun bağışıklık, hormonal ve üreme sistemleri üzerinde ciddi sağlık sorunlarına neden olabileceği belirtiliyor.  Maltepe Belediyesi yetkilileri, ilaçların kimyasal atık niteliği taşıdığına dikkat çekerek vatandaşları bilinçli atık yönetimine katkı sunmaya davet etti. Vatandaşlar, atık ilaçlarını ilçedeki anlaşmalı eczanelerde bulunan toplama kutularına bırakabilecekleri gibi Atık Getirme Merkezi’ne de teslim edebilecek. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/istanbul-maltepede-cevre-ve-halk-sagligi-icin-ornek-uygulama-Z7qqHCSP.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/istanbul-maltepede-cevre-ve-halk-sagligi-icin-ornek-uygulama-Z7qqHCSP.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_istanbul-maltepede-cevre-ve-halk-sagligi-icin-ornek-uygulama-Z7qqHCSP.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/istanbul-maltepede-cevre-ve-halk-sagligi-icin-ornek-uygulama-Z7qqHCSP.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/istanbul-maltepede-cevre-ve-halk-sagligi-icin-ornek-uygulama/31958/</link>
			<pubDate>Mon, 11 May 2026 14:54:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sakarya'da çölyak hastaları yalnız değil]]></title>
			<description><![CDATA[Sakarya Büyükşehir Belediyesi, “Dünya Çölyak Farkındalık Günü” kapsamında, çölyak hastaları ve aileleriyle bir araya geldi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ SAKARYA (İGFA) - Sakarya Büyükşehir Belediyesi’nin “Dünya Çölyak Farkındalık Günü” kapsamında düzenlediği buluşmada çölyak hastaları ve aileleri bir araya geldi. Demokrasi Meydanı’nda hizmete alınan Çölyak Dostu Ürün Satış Noktasının ürün çeşitliliği ve uygun fiyat avantajından memnuniyet duyduklarını ifade eden vatandaşlar, “İlk kez birisi bizi gördü” sözleriyle Başkan Yusuf Alemdar’a teşekkür etti.  Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından düzenlenen programa Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili Burak Erken, Sakarya’da ikamet eden çölyak hastaları ve yakınları katıldı.  Geçtiğimiz yıl düzenlenen buluşmada Başkan Yusuf Alemdar, çölyak hastalarından gelen talepleri dinlemiş ve hızla Demokrasi Meydanı’nda ÇölyakDostu Ürün Satış Noktasını hizmete almıştı.  Bu buluşmada çölyak hastaları zengin ve kaliteli ürün çeşitliliği ve uygun fiyat avantajıyla hizmet veren satış noktasından memnun oldukları, yapılan bu hizmetten dolayı duydukları memnuniyeti dile getirdiler. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/sakaryada-colyak-hastalari-yalniz-degil-7iFNWW5P.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/sakaryada-colyak-hastalari-yalniz-degil-7iFNWW5P.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_sakaryada-colyak-hastalari-yalniz-degil-7iFNWW5P.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/sakaryada-colyak-hastalari-yalniz-degil-7iFNWW5P.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/sakaryada-colyak-hastalari-yalniz-degil/31954/</link>
			<pubDate>Mon, 11 May 2026 13:57:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hantavirüs salgına dönüşür mü? Kapalı alan temizliğinde büyük risk]]></title>
			<description><![CDATA[Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Saliha Ayan, kemirgen temasıyla bulaşan hantavirüse karşı uyardı. Özellikle uzun süre kapalı kalan depo, ahır ve yazlık gibi alanların temizliği sırasında virüs riskinin arttığı belirtildi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) - Kemirgenlerin idrarı, dışkısı ve tükürüğüyle temas sonucu bulaşabilen hantavirüs, ağır vakalarda solunum yetmezliği, böbrek sorunları ve can kayıplarına yol açabiliyor. Uzmanlar özellikle uzun süre kapalı kalan alanların temizliği sırasında dikkatli olunması gerektiğine dikkat çekiyor.  Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Kliniği’nden Dr. Öğr. Üyesi Saliha Ayan, hantavirüsün toplum içinde kolay yayılan bir enfeksiyon olmadığını belirterek, “İnsandan insana bulaş yalnızca Güney Amerika’da görülen Andes virüsü ile ilişkilendirilmiştir. Avrupa ve Asya’daki türlerde böyle bir bulaş kanıtlanmamıştır” dedi.  GRİP BELİRTİLERİYLE KARIŞABİLİYOR  Depo, ahır, kiler, bağ evi ve uzun süre kullanılmayan yazlıklar riskli alanlar arasında yer alıyor. Bu alanlarda temizlik yapılırken virüs içeren partiküllerin havaya karışması enfeksiyon riskinin artırılabileceğine dikkati çeken Dr. Öğretim Üyesi Saliha Ayan, "Hantavirüs belirtileri çoğu zaman grip ile karıştırılabiliyor. Hastalığın ilk döneminde ateş, baş ağrısı, kas ağrısı, halsizlik, bulantı ve kusma görülebiliyor. İlerleyen vakalarda ise nefes darlığı, akciğerlerde sıvı birikimi, tansiyon düşüklüğü ve böbrek yetmezliği gibi ağır tablolar gelişebiliyor" dedi.    Uzmanlar, özellikle kemirgen teması öyküsü bulunan kişilerde açıklanamayan ateş ve nefes darlığı görülmesi halinde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguluyor.  Hantavirüse karşı kesin etkili bir antiviral tedavi ya da yaygın kullanılan bir aşı bulunmuyor. Bu nedenle korunma yöntemleri büyük önem taşıyor.  Uzmanlar, riskli alanların önce havalandırılması gerektiğini, kemirgen dışkısı bulunan bölgelerin süpürülmemesi ve nemlendirilerek temizlenmesi gerektiğini belirtiyor. Temizlik sırasında maske ve eldiven kullanılması, işlem sonrası ellerin mutlaka yıkanması öneriliyor. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/hantavirus-salgina-donusur-mu-kapali-alan-temizliginde-buyuk-risk-DaHN5lO7.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/hantavirus-salgina-donusur-mu-kapali-alan-temizliginde-buyuk-risk-DaHN5lO7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_hantavirus-salgina-donusur-mu-kapali-alan-temizliginde-buyuk-risk-DaHN5lO7.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/hantavirus-salgina-donusur-mu-kapali-alan-temizliginde-buyuk-risk-DaHN5lO7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/hantavirus-salgina-donusur-mu-kapali-alan-temizliginde-buyuk-risk/31945/</link>
			<pubDate>Mon, 11 May 2026 12:06:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[İzmir’de afet teknolojileri zirvesi]]></title>
			<description><![CDATA[İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği’nin düzenlediği “Acil Hizmetlerde Yeni Nesil Teknolojiler Sempozyumu”nda, iklim krizinden depremlere, yapay zekâ destekli acil müdahalelerden afet yönetimine kadar kritik başlıklar ele alındı. Uzmanlar, geleceğin afetlerine karşı teknoloji destekli hazırlığın hayati önem taşıdığına dikkat çekti.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İZMİR (İGFA) - İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Acil Afet Ambulans Hekimleri Derneği (AAHD) iş birliğinde Ahmet Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde düzenlenen “Acil Hizmetlerde Yeni Nesil Teknolojiler Sempozyumu”, sağlık, afet yönetimi ve teknoloji alanından uzman isimleri bir araya getirdi.    Türkiye Sağlıklı Kentler Birliği ile çeşitli sivil toplum kuruluşlarının destek verdiği sempozyumda; iklim değişikliğine bağlı afetler, deprem deneyimleri, yapay zekâ destekli acil müdahale sistemleri ve gelecekte yaşanabilecek krizlere hazırlık konuları masaya yatırıldı. Sempozyumun açılışında konuşan İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Prof. Dr. Pınar Okyay, afet yönetiminde teknolojinin kritik rolüne dikkat çekerek, “Afet anında zamanla yarışıyorsunuz. Teknoloji, doğru ve hızlı karar alma süreçlerinde en önemli yardımcımız haline geldi” dedi.  İklim krizinin yeni riskler doğurduğunu vurgulayan Okyay, özellikle orman yangınları ve çoklu afet senaryolarına karşı hazırlıklı olunması gerektiğini belirtti.    AAHD Başkanı Dr. Turhan Sofuoğlu ise afetlere hazırlığın artık bir tercih değil zorunluluk olduğunu söyledi. Yapay zekâ, robotik sistemler ve veri analizinin acil sağlık hizmetlerinde giderek daha fazla kullanılacağını ifade eden Sofuoğlu, “Yakın gelecekte afet alanındaki ilk değerlendirmeyi dronlar yapacak, triaj süreçleri yapay zekâ destekli sistemlerle yönetilecek. Ancak insan faktörünün yerini hiçbir teknoloji alamaz” diye konuştu.  Sempozyum kapsamında düzenlenen oturumlarda, 2020 İzmir Depremi ile 2023 Kahramanmaraş ve Hatay depremlerinden çıkarılan dersler değerlendirildi. Uzmanlar, afetlerde acil çağrı merkezlerinin yönetiminden medikal kurtarma hizmetlerine, hastane organizasyonundan teknolojik çözümlere kadar birçok başlıkta sunum yaptı.    “Yeni Nesil Teknolojiler ve İnovatif Projeler” oturumunda ise afetlerde triaj yönetimi, uzaktan koordinasyon sistemleri ve robotik çözümler ele alındı. HAVELSAN temsilcileri ile uluslararası teknoloji uzmanları, afet yönetiminde geliştirilen yeni uygulamaları katılımcılarla paylaştı. Programın son bölümünde savaşlar, göç hareketleri, iklim değişikliği ve çoklu afet riskleri gibi küresel tehditler değerlendirildi. Uzmanlar, sağlıklı ve dirençli kentler oluşturabilmek için yerel yönetimler, sağlık kurumları ve teknoloji paydaşlarının ortak hareket etmesi gerektiği mesajını verdi. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/izmirde-afet-teknolojileri-zirvesi-Q1gw7DYN.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/izmirde-afet-teknolojileri-zirvesi-Q1gw7DYN.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_izmirde-afet-teknolojileri-zirvesi-Q1gw7DYN.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/izmirde-afet-teknolojileri-zirvesi-Q1gw7DYN.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/izmirde-afet-teknolojileri-zirvesi/31939/</link>
			<pubDate>Mon, 11 May 2026 10:03:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sakarya'da bahar alerjilerine karşı uyarı]]></title>
			<description><![CDATA[Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzman Dr. Saliha Esra Pırıldar Gökırmak, bahar aylarında artan alerjik hastalıklar ve korunma yöntemlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ SAKARYA (İGFA) - Sakarya Büyükşehir Belediyesi Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Saliha Esra Pırıldar Gökırmak, bahar aylarıyla birlikte artan polen yoğunluğunun alerjik hastalıkları tetiklediğini belirterek vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.  Alerjik hastalıkların son yıllarda ciddi oranda arttığını ifade eden Gökırmak, “20 yıl önce toplumda yüzde 5 oranında görülen alerjik hastalıklar bugün yüzde 30’lara yaklaşmış durumda. Bu tablo artık çağımızın sessiz pandemisi olarak değerlendiriliyor” dedi.  “HAVA KİRLİLİĞİ VE YAŞAM ALIŞKANLIKLARI ETKİLİ OLUYOR”  Alerjik hastalıkların genetik yatkınlıkla ilişkili olduğunu belirten Gökırmak, “Genel hijyen alışkanlıklarının değişmesi, hava kirliliği, egzoz dumanları, iklim değişikliğine bağlı küresel ısınma ve artan toz, polen ile küf yükü alerjik hastalıkların artışında etkili oluyor. Bunun yanında işlenmiş gıdalar, oda kokuları, deterjanlar, kalabalık ortamlarda daha fazla vakit geçirmek ve kronik stres de bu tabloyu tetikliyor” dedi.  BAHAR ALERJİLERİ UYARISI  Özellikle bahar aylarında polen yoğunluğunun artmasıyla birlikte şikâyetlerin belirgin hale geldiğini ifade eden Gökırmak, “Gözlerde kızarıklık, kaşıntı, burun akıntısı, burun tıkanıklığı ve sık hapşırık gibi belirtiler bahar alerjilerinin en sık görülen bulgularıdır. Bu şikâyetleri yaşayan kişilerin belirtiler başlamadan en az iki hafta önce hekimlerinin önerdiği tedavilere başlaması gerekir” diye konuştu.  “İHMAL EDİLİRSE ASTIMA DÖNÜŞEBİLİR”  Alerjik hastalıkların tedavi edilmediğinde ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirten Gökırmak, “Tedavi edilmeyen alerjik rahatsızlıkların yaklaşık yüzde 40’ında astım gelişebiliyor. Özellikle çocuklarda gece burun tıkanıklığı nedeniyle ağız açık uyumaya bağlı damak ve diş problemleri oluşabiliyor” ifadelerini kullandı.  POLEN SAATLERİNE DİKKAT  Vatandaşlara günlük yaşamda dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında da önerilerde bulunan Gökırmak, “Polen yoğunluğunun en fazla olduğu sabah 05.00 ile 10.00 saatleri arasında dışarıda daha az vakit geçirilmesini öneriyoruz. Dışarıdan geldikten sonra kıyafetlerin değiştirilmesi ve duş alınması önemli” dedi.  “Alerji geçici değil, kronik bir hastalıktır”  Alerjik hastalıkların hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Gökırmak, “Alerjik hastalıkları geçici rahatsızlıklar olarak değil, bağışıklık sisteminin iyi yönetilmesi gereken kronik hastalıkları olarak değerlendirmek gerekir” dedi. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/sakaryada-baharalerjilerine-karsiuyari-q4St5dSA.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/sakaryada-baharalerjilerine-karsiuyari-q4St5dSA.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_sakaryada-baharalerjilerine-karsiuyari-q4St5dSA.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/sakaryada-baharalerjilerine-karsiuyari-q4St5dSA.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/sakaryada-baharalerjilerine-karsiuyari/31930/</link>
			<pubDate>Sun, 10 May 2026 16:24:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Hürriyetçi Sağlık-Sen’den 'sosyal risk haritası' uygulamasına tepki]]></title>
			<description><![CDATA[Hürriyetçi Sağlık-Sen Genel Başkanı Muhammet Birinci, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın yürüttüğü Sosyal Risk Haritası uygulamasının sahada ciddi sorunlara yol açtığını belirterek Bakanlığa resmi başvuruda bulunduklarını açıkladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ KOCAELİ (İGFA)  - Hürriyetçi Sağlık-Sen Genel Başkanı Muhammet Birinci, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından ülke genelinde uygulanan “Sosyal Risk Haritası” çalışmasına ilişkin kapsamlı bir değerlendirme yaptıklarını duyurdu. Birinci, sahada yaşanan sorunların çözümü amacıyla Bakanlığa resmi başvuruda bulunduklarını ve sendika bünyesinde oluşturulan Sosyal Hizmet Komisyonu için yetkililerden randevu talep ettiklerini açıkladı.  Birinci, sosyal risk haritalarının kadına yönelik şiddet, çocuk istismarı ve engelli bireylerin bakım ihtiyacı gibi alanlarda erken tespit açısından önemli olduğunu ancak mevcut uygulamanın ciddi yapısal sorunlar barındırdığını ifade etti.  Açıklamada özellikle çocuk kuruluşlarında görev yapan personelin korunma ihtiyacı olan çocuklar ve suça sürüklenen çocuklarla yoğun şekilde çalıştığını hatırlatan Birinci, aynı personelin ek saha görevleriyle yükümlendirilmesinin iş yükünü artırdığını ve hizmet kalitesini olumsuz etkilediğini belirtti.  Sendika tarafından dile getirilen başlıca sorunlar arasında personel yetersizliği, güvenlik riskleri, görev tanımlarındaki belirsizlikler, kadın çalışanların sahada yaşadığı sorunlar, teşvik eksikliği ve uygulamanın kişisel cihazlar üzerinden yürütülmesinin doğurduğu hukuki riskler yer aldı. Birinci, “Sosyal Risk Haritaları çalışmaları doğru bir hedefe yönelmiş olsa da mevcut uygulama biçimiyle sürdürülebilir değildir” ifadelerini kullanarak, görev dağılımlarının yeniden planlanması, saha çalışanlarına yönelik güvenlik ve hukuki altyapının güçlendirilmesi gerektiğini vurguladı.  Açıklamada ayrıca, çocuk, yaşlı ve engelli bakım kuruluşlarında görev yapan personelin görevlendirilmesinin yeniden değerlendirilmesi ve tüm süreçlerin açık, yazılı ve mevzuata uygun şekilde yürütülmesi çağrısı yapıldı. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/hurriyetci-saglik-senden-sosyal-risk-haritasi-uygulamasina-tepki-SfgBVzUm.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/hurriyetci-saglik-senden-sosyal-risk-haritasi-uygulamasina-tepki-SfgBVzUm.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_hurriyetci-saglik-senden-sosyal-risk-haritasi-uygulamasina-tepki-SfgBVzUm.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/hurriyetci-saglik-senden-sosyal-risk-haritasi-uygulamasina-tepki-SfgBVzUm.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/hurriyetci-saglik-senden-sosyal-risk-haritasi-uygulamasina-tepki/31924/</link>
			<pubDate>Sun, 10 May 2026 12:54:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık Bakanlığı duyurdu... Seyahat gemisindeki 3 Türk vatandaşı karantinada]]></title>
			<description><![CDATA[Uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan 3 Türk vatandaşının Türkiye’ye getirileceğini açıklandı. Sağlık Bakanlığı, vatandaşlarda herhangi bir hastalık belirtisi bulunmadığını bildirdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (İGFA) - Sağlık Bakanlığı, uluslararası bir seyahat gemisinde bulunan ve sağlık durumları yakından takip edilen 3 Türk vatandaşının yarın Türkiye’ye getirileceğini açıkladı.  Bakanlıktan yapılan paylaşımda, ilgili uluslararası otoritelerle koordinasyon içinde sürdürülen takip sürecinde vatandaşlarda herhangi bir semptom ya da hastalık bulgusuna rastlanmadığı belirtildi.  Açıklamada, vatandaşların Türkiye’ye ulaşmalarının ardından tedbir amacıyla karantinaya alınacağı ve sağlık süreçlerinin Bakanlık tarafından titizlikle yürütüleceği ifade edildi.  Sağlık ekiplerinin süreci yakından takip ettiği belirtilirken, kamu sağlığını korumaya yönelik tüm önlemlerin uygulanacağı kaydedildi.   ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/saglik-bakanligi-duyurdu-seyahat-gemisindeki-3-turk-vatandasi-karantinada-mL7g5xUZ.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/saglik-bakanligi-duyurdu-seyahat-gemisindeki-3-turk-vatandasi-karantinada-mL7g5xUZ.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_saglik-bakanligi-duyurdu-seyahat-gemisindeki-3-turk-vatandasi-karantinada-mL7g5xUZ.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/saglik-bakanligi-duyurdu-seyahat-gemisindeki-3-turk-vatandasi-karantinada-mL7g5xUZ.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/saglik-bakanligi-duyurdu-seyahat-gemisindeki-3-turk-vatandasi-karantinada/31922/</link>
			<pubDate>Sun, 10 May 2026 11:06:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık'tan Hantavirüs açıklaması: Türkiye’de pozitif vaka yok!]]></title>
			<description><![CDATA[Sağık Bakanlığ bünyesindeki Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, kamuoyunda gündem olan hantavirüs iddialarına ilişkin açıklama yaptı. Bakanlık, Türkiye’de şu ana kadar doğrulanmış herhangi bir hantavirüs vakasının bulunmadığını bildirdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (İGFA) - Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü, son günlerde kamuoyuna yansıyan hantavirüs iddialarıyla ilgili yazılı açıklama yaptı.  Açıklamada, sürecin bilimsel esaslar doğrultusunda yakından takip edildiği belirtilerek, Türkiye’de şu ana kadar pozitif bir vakaya rastlanmadığı ifade edildi.  Genel Müdürlük tarafından yapılan açıklamada, vatandaşların yalnızca resmî makamlarca yapılan bilgilendirmeleri dikkate alması gerektiği vurgulanırken, doğrulanmamış bilgi ve paylaşımlara karşı dikkatli olunması çağrısında bulunuldu. Açıklamada ayrıca, halk sağlığını tehdit edebilecek bulaşıcı hastalıklara karşı tarama, önleme, kontrol ve izleme çalışmalarının tüm birimlerle kesintisiz sürdürüldüğü kaydedildi.   ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/sagliktan-hantavirus-aciklamasi-turkiyede-pozitif-vaka-yok-rpXquqky.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/sagliktan-hantavirus-aciklamasi-turkiyede-pozitif-vaka-yok-rpXquqky.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_sagliktan-hantavirus-aciklamasi-turkiyede-pozitif-vaka-yok-rpXquqky.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/sagliktan-hantavirus-aciklamasi-turkiyede-pozitif-vaka-yok-rpXquqky.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/sagliktan-hantavirus-aciklamasi-turkiyede-pozitif-vaka-yok/31899/</link>
			<pubDate>Fri, 08 May 2026 16:54:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Caner Kaçmaz’dan estetikte yeni dönem... Preserve tekniği ile doğal meme büyütme]]></title>
			<description><![CDATA[Plastik Cerrah Caner Kaçmaz, geliştirdiği “Preserve Tekniği” ile doğal meme büyütmede yeni bir dönem başlattı. Dokuları koruyan ve lokal anesteziyle uygulanan bu yöntem; doğal görünüm, yumuşak sonuçlar ve konforlu iyileşme süreci sunuyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) - Sanat, sosyete ve iş dünyasının son dönemde en çok konuştuğu Plasrik Cerrah Caner Kaçmaz, geliştirdiği “Preserve Tekniği” ile estetik dünyasında dikkat çekiyor.  Meme dokusu, damarlar ve bağ yapılarını koruyarak uygulanan yöntem; daha doğal görünüm, daha yumuşak sonuçlar ve konforlu iyileşme süreci sağlamasıyla öne çıkıyor.  Lokal anesteziyle, hastaları uyutmadan gerçekleştirdiği operasyonlarla da fark yaratan Caner Kaçmaz’ın uyguladığı teknik, kısa sürede estetik dünyasının en çok konuşulan yöntemlerinden biri haline geldi.   ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/caner-kacmazdan-estetikte-yeni-donem-preserve-teknigi-ile-dogal-meme-buyutme-gqtH3kup.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/caner-kacmazdan-estetikte-yeni-donem-preserve-teknigi-ile-dogal-meme-buyutme-gqtH3kup.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_caner-kacmazdan-estetikte-yeni-donem-preserve-teknigi-ile-dogal-meme-buyutme-gqtH3kup.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/caner-kacmazdan-estetikte-yeni-donem-preserve-teknigi-ile-dogal-meme-buyutme-gqtH3kup.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/caner-kacmazdan-estetikte-yeni-donem-preserve-teknigi-ile-dogal-meme-buyutme/31883/</link>
			<pubDate>Fri, 08 May 2026 10:24:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Çocuklarda miyopi hızla artıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hayati Yılmaz, çocuklarda giderek artan miyopi riskine dikkat çekerek erken tanı ve düzenli göz muayenesinin önemini vurguladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) - Göz Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Hayati Yılmaz, çocuklarda son yıllarda hızla artış gösteren miyopi (kısa görüşlülük) hakkında önemli uyarılarda bulundu.  Dünya genelinde çocukların yaklaşık yüzde 30’unun miyopi sorunu yaşadığını belirten Yılmaz, bu oranın 2050 yılına kadar yüzde 50’ye ulaşabileceğinin öngörüldüğünü ifade etti.  Miyopi, uzaktaki cisimlerin bulanık görülmesine neden olan bir göz kırma kusuru olarak tanımlanıyor. Çocukluk çağında özellikle 5-12 yaş arasında sık görülen hastalık, çoğunlukla okul döneminde fark ediliyor.    Uzmanlar, miyopinin ortaya çıkmasında genetik faktörler, uzun süre yakın mesafeye bakma, ekran kullanımının artması, açık hava aktivitelerinin azalması ve yetersiz ışıkta okuma gibi etkenlerin rol oynadığını belirtiyor. Doç. Dr. Yılmaz, çocuklarda miyopinin çoğu zaman sinsi ilerlediğini ve erken dönemde fark edilmesinin zor olduğunu vurguladı. Tahtayı görememe, gözleri kısma, ekrana çok yakından bakma ve gözleri sık ovuşturma gibi belirtilerin dikkatle takip edilmesi gerektiğini söyledi.  Tedavide temel amacın görmeyi netleştirmek ve hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak olduğunu belirten uzmanlar; gözlük, özel kontakt lensler, ortokeratoloji ve yeni nesil ışık terapisi gibi yöntemlerin kullanıldığını ifade ediyor.  Özellikle açık hava aktivitelerinin artırılması ve ekran süresinin azaltılması, en etkili koruyucu önlemler arasında yer alırken, belirti olmasa bile çocukların düzenli göz muayenesinden geçirilmesinin kritik önem taşıdığının altı çizildi. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/cocuklarda-miyopi-hizla-artiyor-83xeIATV.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/cocuklarda-miyopi-hizla-artiyor-83xeIATV.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_cocuklarda-miyopi-hizla-artiyor-83xeIATV.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/cocuklarda-miyopi-hizla-artiyor-83xeIATV.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/cocuklarda-miyopi-hizla-artiyor/31772/</link>
			<pubDate>Mon, 04 May 2026 18:54:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Şeker hastaları tüp bebek yaptırabilir mi?]]></title>
			<description><![CDATA[Op. Dr. Betül Kalay, tip 1 ve tip 2 diyabet hastalarına güvenle tüp bebek tedavisi uygulanabileceğini belirtti. Başarı oranını artırmak için tedavi öncesinde kan şekerinin düzenli olması ve takip altında tutulması gerektiğini vurguladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) - Hem tip 1 diyabette hem de tip 2 diyabette güvenle tüp bebek tedavisi uygulanabilir.  Kadın Hastalıkları Doğum ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Betül Kalay, “Hem tip1 diyabette hem tip 2 diyabette, güvenle tüp bebek tedavisi uygulanabilir. Ancak, tüp bebek tedavisine başlamadan önce, kan şekerinin düzenlenmiş olduğuna gerek ilaç kullanılıyorsa gerekse ilaç kullanılmıyorsa, takip altında ve düzgün olduğuna emin olmak gerekir ki tedavide başarı üst düzey olabilsin.” dedi. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi-ruEKg9iU.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi-ruEKg9iU.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/t_seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi-ruEKg9iU.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/05/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi-ruEKg9iU.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/seker-hastalari-tup-bebek-yaptirabilir-mi/31706/</link>
			<pubDate>Sun, 03 May 2026 11:24:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sakarya'da 30 yıllık evlilere ücretsiz check-up hizmeti]]></title>
			<description><![CDATA[Sakarya Büyükşehir Belediyesi, evlilikte 30 yılı geride bırakan çiftlere yönelik başlattığı ücretsiz check-uphizmeti büyük bir memnuniyet oluşturdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Aile Yılı” ilanından sonra başlayan uygulama için kayıtlar devam ediyor.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ SAKARYA (İGFA) - Sakarya Büyükşehir Belediyesi, aile yapısını desteklemeye yönelik sosyal projelerine devam ediyor.  Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz yılı “Aile Yılı” ilan etmesinin ardından ilimizde başlatılan ücretsiz check-uphizmeti, şehirde büyük bir memnuniyet oluşturdu.  Evliliklerinde 30 yılı geride bırakan çiftler için yapılan ücretsiz uygulama, ilan edildiği günden bu yana yüzlerce çift tarafından talep gördü.  “Hayatta ve Sağlıkta Birliktelik” mottosuyla gerçekleştirilen projede, Tıp Merkezi’ne giden çiftler muayene, laboratuvar testleri, röntgen, EKG, işitme testi (odiometri) ve solunum fonksiyon testi (SFT) gibi kapsamlı taramalardan ücretsiz olarak faydalanıyor.  Uygulamaya, Adapazarı Sosyal Gelişim Merkezi’ne (SGM) evlilik cüzdanı ibraz edilerek başvuru yapılabiliyor.    Başvuru sürecini tamamlayan çiftler, Tıp Merkezi’nde sıra beklemeden kapsamlı taramaya alınıyor.  2026 yılı boyunca devam edecek check-up hizmeti için detaylı bilgi almak isteyen vatandaşlar,444 40 54 numaralı çağrı merkezini (Dahili: 3712-3781-3787-3788-3789) arayabiliyor. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/sakaryada-30-yillik-evlilere-ucretsiz-check-up-hizmeti-9gcrYiHZ.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/sakaryada-30-yillik-evlilere-ucretsiz-check-up-hizmeti-9gcrYiHZ.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/t_sakaryada-30-yillik-evlilere-ucretsiz-check-up-hizmeti-9gcrYiHZ.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/sakaryada-30-yillik-evlilere-ucretsiz-check-up-hizmeti-9gcrYiHZ.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/sakaryada-30-yillik-evlilere-ucretsiz-check-up-hizmeti/31627/</link>
			<pubDate>Thu, 30 Apr 2026 13:24:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Sağlık emekçilerinden 1 Mayıs öncesi uyarı]]></title>
			<description><![CDATA[SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken, sağlık ve sosyal hizmet alanındaki sorunlara dikkat çekerek, güvenli çalışma ortamı, adil ücret ve planlı istihdam çağrısı yaptı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (İGFA) - 1 Mayıs öncesinde sağlık ve sosyal hizmet alanındaki çalışma koşulları yeniden gündeme gelirken, SAHİM-SEN Genel Başkanı Özlem Akarken önemli değerlendirmelerde bulundu. Artan iş yükü, personel eksikliği ve ekonomik kayıpların hem çalışanları hem de hizmetin sürdürülebilirliğini etkilediğini belirten Akarken, “Sağlık sistemi büyük ölçüde çalışanların özverisiyle ayakta tutuluyor. Ancak özveri bir yönetim modeli olamaz” dedi.  Sağlıkta şiddet vakalarının en kritik sorunlardan biri olmaya devam ettiğini vurgulayan Akarken, fiziksel ve sözlü saldırıların yalnızca çalışan güvenliğini değil, hizmet kalitesini de tehdit ettiğini ifade etti. Bu sorunun münferit değil yapısal olduğuna dikkat çeken Akarken, caydırıcı düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini söyledi.    Artan hasta yoğunluğu, MHRS randevu baskısı, uzun nöbetler ve personel yetersizliği de öne çıkan başlıklar arasında yer aldı. Özellikle acil servisler ve yoğun bakım gibi birimlerde çalışanların tükenmişlik riskiyle karşı karşıya olduğunu belirten Akarken, çözümün daha fazla fedakârlık değil, planlı istihdam ve dengeli çalışma düzeni olduğunu dile getirdi.  Öte yandan mobbing ve idari baskıların da sağlık çalışanları açısından büyüyen bir sorun olduğuna işaret eden Akarken, psikolojik güvenliğin çalışma hayatının ayrılmaz bir parçası haline getirilmesi gerektiğini vurguladı. Akarken, 1 Mayıs’ın yalnızca sembolik bir gün olmadığını vurgulayarak, “Mesele sadece ücret değil, nitelikli kamu hizmetinin geleceğidir. Emekçiler, hem hakları hem de sürdürülebilir bir sistem için seslerini yükseltecek” ifadelerini kullandı.  Ekonomik taleplerin de 1 Mayıs gündeminde önemli yer tuttuğunu belirten Akarken, parçalı ücret sistemi, vergi dilimi kayıpları ve emekliliğe yansımayan ödemelerin çalışanlar üzerindeki baskıyı artırdığını ifade etti. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/saglik-emekcilerinden-1-mayis-oncesi-uyari-s44uYbqe.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/saglik-emekcilerinden-1-mayis-oncesi-uyari-s44uYbqe.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/t_saglik-emekcilerinden-1-mayis-oncesi-uyari-s44uYbqe.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/saglik-emekcilerinden-1-mayis-oncesi-uyari-s44uYbqe.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/saglik-emekcilerinden-1-mayis-oncesi-uyari/31583/</link>
			<pubDate>Wed, 29 Apr 2026 16:00:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) Yönetmeliği yenilendi]]></title>
			<description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan “Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp Uygulamaları Yönetmeliği”, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yeni düzenleme ile uygulama alanları, yetki şartları ve denetim mekanizmaları yeniden belirlendi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (İGFA) - Sağlık Bakanlığı’nın geleneksel ve tamamlayıcı tıp (GETAT) uygulamalarına ilişkin yeni yönetmeliği Resmî Gazete’de yayımlandı.  Düzenleme ile bu alandaki uygulamaların kapsamı, kimler tarafından ve hangi şartlarda yapılabileceği detaylı şekilde tanımlandı. Yeni yönetmeliğe göre GETAT uygulamaları yalnızca Bakanlıkça yetkilendirilmiş merkez ve ünitelerde, sertifikalı hekimler ve diş hekimleri tarafından gerçekleştirilebilecek. Yetkisiz kişi ve kuruluşların uygulama yapmasının önüne geçilmesi hedefleniyor.  BİLİM KOMİSYONU OLUŞTURULACAK  Yönetmelik kapsamında, uygulama alanlarını belirlemek ve bilimsel değerlendirmeler yapmak üzere bir “Bilim Komisyonu” kurulacak. Komisyon, uygulamaların endikasyonları, olası yan etkileri ve yeni yöntemlere ilişkin görüş bildirecek.  Düzenlemede, geleneksel ve tamamlayıcı tıp yöntemlerinin modern tıbbın yerine geçemeyeceği açıkça vurgulandı. Buna göre uygulayıcılar, yapılan işlemlerin mevcut tedavinin alternatifi değil tamamlayıcısı olduğunu hastaya anlatmak ve bunu kayıt altına almakla yükümlü olacak.  Yönetmelikle birlikte uygulama merkezleri ve üniteleri düzenli denetime tabi tutulacak. Yapılan tüm işlemler kayıt altına alınacak ve hasta verileri ilgili mevzuata uygun şekilde korunacak. Ayrıca uygulamalara bağlı gelişebilecek olumsuz etkilerin 24 saat içinde Bakanlığa bildirilmesi zorunlu olacak.  ÜCRETLER VE BİLGİLENDİRME ŞARTI  Kamu sağlık tesislerinde uygulanacak ücretler Bakanlık tarafından belirlenirken, özel sağlık kuruluşlarında hastaların işlem öncesinde yazılı olarak bilgilendirilmesi zorunlu hale getirildi. Gerekli görülmesi halinde özel sektör için taban ve tavan ücretler de belirlenebilecek. Yeni düzenleme ile 2014 tarihli önceki yönetmelik tamamen yürürlükten kaldırıldı. Sağlık Bakanlığı, yapılan değişikliklerle birlikte GETAT uygulamalarının daha güvenli, denetlenebilir ve bilimsel çerçevede yürütülmesi amaçlandı.  Söz konusu yönetmeliğin detaylarına ulaşmak için tıklayabilirsiniz ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/geleneksel-ve-tamamlayici-tip-getat-yonetmeligi-yenilendi-d7wuuKPU.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/geleneksel-ve-tamamlayici-tip-getat-yonetmeligi-yenilendi-d7wuuKPU.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/t_geleneksel-ve-tamamlayici-tip-getat-yonetmeligi-yenilendi-d7wuuKPU.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/geleneksel-ve-tamamlayici-tip-getat-yonetmeligi-yenilendi-d7wuuKPU.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/geleneksel-ve-tamamlayici-tip-getat-yonetmeligi-yenilendi/31529/</link>
			<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 10:39:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Ankara Keçiören'de kadın sağlığına farkındalık semineri]]></title>
			<description><![CDATA[Ankara Keçiören Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü tarafından kadın sağlığı konusunda toplumsal bilinç oluşturmak ve erken tanının önemine dikkat çekmek amacıyla “Kadın Hastalıklarında Farkındalık Semineri” düzenlendi. Yunus Emre Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen seminer kadınlardan yoğun ilgi gördü.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (İGFA) - Erken tanı ve koruyucu sağlık önlemleri konusunda farkındalık oluşturulması hedefiyle düzenlenen programda katılımcılara kendi bedenlerini tanıma ve sağlıklarını koruma konusunda önemli bilgiler aktarıldı.  Alanında uzman isimlerin yer aldığı seminerde Genel Cerrah Prof. Dr. Ali Kağan Gökakın, meme ve kolon kanseri hakkında bilgilendirme yaptı. Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Emine Gül Savcı ise rahim ağzı kanseri konusunda önemli uyarılarda bulundu.  Seminerde yer alan Klinik Psikolog Bikem Zeynep Yazıcı da hastalık süreçlerinde psikolojik dayanıklılığın önemi ve bireylerin bu süreçleri sağlıklı şekilde yönetebilmesine yönelik değerlendirmeler yaptı.  KENDİ KENDİNE MUAYENENİN PÜF NOKTALARI AKTARILDI  Seminer kapsamında kadın hastalıklarına ilişkin temel bilgiler, meme sağlığı ve kendi kendine muayene yöntemleri, rahim ve yumurtalık sağlığı, menopoz süreci ve hormonal değişiklikler, erken tanı ve düzenli taramaların önemi ile sağlıklı yaşam ve beslenme konuları ele alındı.  Programda ayrıca katılımcıların soruları uzmanlar tarafından yanıtlandı. Uygulamalı eğitim bölümünde katılımcılara kendi kendine meme muayenesi ve basit egzersizler hakkında pratik bilgiler sunuldu. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/ankara-keciorende-kadin-sagligina-farkindalik-semineri-bgDTtb8q.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/ankara-keciorende-kadin-sagligina-farkindalik-semineri-bgDTtb8q.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/t_ankara-keciorende-kadin-sagligina-farkindalik-semineri-bgDTtb8q.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/ankara-keciorende-kadin-sagligina-farkindalik-semineri-bgDTtb8q.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/ankara-keciorende-kadin-sagligina-farkindalik-semineri/31527/</link>
			<pubDate>Tue, 28 Apr 2026 10:06:01 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Başkentte diyabetli gençlere sensör desteği]]></title>
			<description><![CDATA[Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Tip-1 diyabet hastası gençlerin yaşam kalitesini artırmak ve hastalık yönetimlerini kolaylaştırmak amacıyla hayata geçirdiği Diyabet Sensörü Destek Programı başvuruları yeniden başladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ ANKARA (İGFA) - Ankara Büyükşehir Belediyesi, insan sağlığını önceleyen çalışmalara imza atmaya devam ediyor.  Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Tip-1 diyabet hastası gençlerin yaşam kalitesini artırmak ve hastalık yönetimlerini kolaylaştırmak amacıyla hayata geçirdiği Diyabet Sensörü Destek Programı başvuruları yeniden başladı. Sağlıkta fırsat eşitliğini güçlendirmeyi hedefleyen destek programı kapsamında; 100 gence 6 ay boyunca düzenli olarak diyabet sensörü desteği sağlanacak.  GENÇLERİN SAĞLIK HİZMETLERİNE ERİŞİMİ KOLAYLAŞIYOR  Diyabet sensörü destek programı ile özellikle dezavantajlı gençlerin sağlık hizmetlerine erişiminin güçlendirilmesi ve sosyal destek mekanizmalarının artırılması hedefleniyor.  Program kapsamında verilecek sürekli glikoz ölçüm sensörüyle; gençlerin kan şekeri takibinin kolaylaştırılması, olası komplikasyon risklerinin azaltılması ve eğitim hayatlarının desteklenmesi amaçlanıyor.  Destek yararlanmak isteyenler için başvuru şartları ise şu şekilde;  · 19–30 yaş aralığında olmak  · Örgün eğitim kurumuna kayıtlı olmak  · Ankara’da ikamet etmek  · Tip 1 diyabet tanısını sağlık raporuyla belgelemek  · Sosyal yardım alan bireyler (öncelikli)  · Şehit ve gazi 1. derece yakınları (öncelikli) ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/baskentte-diyabetli-genclere-sensor-destegi-ClVJ5FN3.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/baskentte-diyabetli-genclere-sensor-destegi-ClVJ5FN3.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/t_baskentte-diyabetli-genclere-sensor-destegi-ClVJ5FN3.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/baskentte-diyabetli-genclere-sensor-destegi-ClVJ5FN3.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/baskentte-diyabetli-genclere-sensor-destegi/31507/</link>
			<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 16:00:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Günde 7 bin adım omurga ağrılarını azaltabilir]]></title>
			<description><![CDATA[Omurga yıpranmasını yavaşlatmak için erken tanı ve günlük yükün doğru yönetilmesinin önemine dikkat çeken Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, özellikle günlük yaklaşık 7 bin adımın üzerine çıkıldığında, ek bir sağlık sorunu yoksa ağrı ve şikâyetlerin azalacağı bilinmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) -  Vücudun taşıyıcı ve hareket sağlayan ana yapısı omurga, yaşam kalitesini doğrudan etkiler. Ancak sanılanın aksine yalnızca ilerleyen yaşla değil; günlük alışkanlıklar, sigara kullanımı ve kilo–kas dengesi gibi faktörlerle de zaman içinde yıpranır.  Bu sürecin aslında ‘yaşlanma’ değil, kullanım ile ilişkili bir dejenerasyon olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Hilmi Kaya, “Bel ve boyun ağrılarında hangi durumların doğal sayılabileceğini, hangilerinin değerlendirilmesi gerektiğini ayırt etmek önemli. Her dejenerasyon bulgusu hastalık değildir ancak uzun süren ve ihmal edilen şikâyetler daha ciddi sorunlara zemin hazırlayabilir” dedi.  İKİ HAFTADAN UZUN SÜREN AĞRILAR RİSK TAŞIYOR  Bel ve boyun ağrılarının günlük yaşamda oldukça sık karşılaşılan şikâyetler olduğunu ve çoğu zaman ciddi bir yapısal sorundan kaynaklanmadığını vurgulayan Kaya, kas spazmı, ani zorlanmalar, hazırlıksız yapılan egzersizler, sıcak-soğuk hava değişimleri ya da enfeksiyon sonrası gelişen kas ve eklem ağrıları en yaygın nedenlerden olduğuna dikkati çekerek, "Ağrının giderek artması, kol veya bacaklara sinir hattı boyunca yayılması ve buna uyuşma, his kaybı, kas güçsüzlüğü ya da yürüme zorluğunun eşlik etmesi durumunda tablo basit bir kas sorununu aşmış olabilir. Özellikle şikâyetler iki haftadan uzun sürüyor, sık tekrarlıyor ve yaşam kalitesini etkiliyorsa, ‘nasıl olsa geçer’ demek yerine bir sağlık merkezine başvurmak gerekir” dedi.  Yastık seçimi, özellikle boyun dejenerasyonu olan kişilerde zaman zaman rahatlama sağlayabilir ancak belirleyici olan uyku pozisyonundan ziyade, gün içinde tekrarlayan duruş alışkanlıklarıdır diyen Kaya, kalıcı rahatlama için günlük alışkanlıkların gözden geçirilmesi ve omurgaya binen yükün doğru yönetilmesi gerektiğini söyledi. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/gunde-7-bin-adim-omurga-agrilarini-azaltabilir-gfjIDuR8.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/gunde-7-bin-adim-omurga-agrilarini-azaltabilir-gfjIDuR8.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/t_gunde-7-bin-adim-omurga-agrilarini-azaltabilir-gfjIDuR8.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/gunde-7-bin-adim-omurga-agrilarini-azaltabilir-gfjIDuR8.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/gunde-7-bin-adim-omurga-agrilarini-azaltabilir/31501/</link>
			<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:54:02 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Kanserle mücadelede yeni umut... Bor elementi tıpta öne çıkıyor]]></title>
			<description><![CDATA[Akciğer kanseri dünya genelinde milyonlarca can almaya devam ederken, bor elementi üzerine yapılan araştırmalar hedefe yönelik tedavi yöntemleri açısından umut verici sonuçlar ortaya koydu. Her yıl yaklaşık 1,75 milyon insanın hayatını kaybettiği bu hastalık, tıp dünyasını yeni ve daha etkili tedavi yöntemleri arayışına yönlendiriyor. Prof. Dr. Mükerrem Şahin, borun yalnızca sanayide değil, modern tıpta da önemli bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) - Prof. Dr. Mükerrem Şahin, Doğayı Dinle Genel Yayın Yönetmeni Nizamettin Bilici’ye yaptığı değerlendirmede, borun yalnızca sanayide değil, modern tıpta da kritik bir potansiyele sahip olduğunu vurguladı.  Şahin’in aktardığı bilgilere göre, borun en dikkat çekici kullanım alanlarından biri Bor Nötron Yakalama Terapisi (BNCT) olarak öne çıktı.  Bu yöntemde bor bileşikleri, seçici olarak tümör hücrelerinde biriktiği, ardından uygulanan düşük enerjili nötronlar, yalnızca kanserli hücreleri hedef alarak içeriden yok ettiği ve bu yaklaşımın klasik radyoterapiden farklı olarak sağlıklı dokulara minimum zarar verme potansiyeli taşıdığı belirtilirken, preklinik çalışmalarda elde edilen veriler, yöntemin dikkat çekici sonuçlar ortaya koyduğunu gösterdi.  KANSER HÜCRELERİNİ ÇÖKERTEN MEKANİZMA  Bor bileşiklerinin etkisi yalnızca hedefleme ile sınırlı değil.  Prof. Dr. Mükerrem Şahin, borun hücresel düzeyde de güçlü bir etki oluşturduğunu ifade ederek, "Bu etki; programlı hücre ölümü sürecini tetikleme, hücrenin enerji üretim merkezlerini devre dışı bırakma, kanser hücrelerinin çoğalmasını durdurma mekanizmalarla gerçekleşiyor. Özellikle küçük hücreli akciğer kanseri gibi tedavisi zor türlerde bu mekanizmaların büyük önem taşıdığı belirtiliyor" dedi.  Borun etkisi yalnızca tümör hücreleri ile sınırlı olmadığına dikkati çeken Prof. Dr. Şahin, "Aynı zamanda antibiyotik direnci geliştiren bakterilere karşı da dikkat çekici bir potansiyel taşıyor. Araştırmalarda bor bileşiklerinin, bakterilerin oluşturduğu koruyucu biyofilm tabakasını parçalayabildiği ifade ediliyor. Bu durum, akciğer enfeksiyonları başta olmak üzere birçok kronik hastalıkta borun destekleyici bir rol üstlenebileceğini ortaya koyuyor" diye konuştu.  AKCİĞER DOKUSUNDA DOĞAL UYUM  Şahin’in dikkat çektiği bir diğer önemli konu ise borun vücut içindeki dağılımı.  Bilimsel verilere göre bor, yalnızca kemiklerde değil, akciğer dokusunda da doğal olarak bulunan bir element. Bu durum, bor temelli tedavi yaklaşımlarının hedef dokuya uyum açısından avantaj sağlayabileceğini gösteriyor.  Bitkisel içeriklerle birlikte kullanılan bor bileşikleri, özellikle solunum sistemi sağlığını desteklemeye yönelik formülasyonlarda yer aldığını belirten Şahin, bu ürünlerin doğrudan tedavi yerine geçmese de, destekleyici bir yaklaşım olarak değerlendirildiğini söyledi.  KRİTİK UYARI: DOZ HAYATİ ÖNEME SAHİP  Bu arada Prof. Dr. Mükerrem Şahin, borun potansiyeline dikkat çekerken önemli bir uyarıda da bulundu.  Borun etkisinin doz ile doğrudan ilişkili olduğunu belirten Şahin, yüksek dozlarda istenmeyen etkilerin ortaya çıkabileceğini vurgularken, bor temelli yaklaşımların mutlaka uzman kontrolünde uygulanması gerektiğinin altını çizdi.  Bor elementi üzerine yapılan çalışmaların akciğer kanseri başta olmak üzere birçok hastalıkta yeni bir dönemin kapısını aralayabileceğine dikkati çekerek, "Henüz klinik uygulamaların tüm aşamaları tamamlanmamış olsa da, mevcut bilimsel veriler borun geleceğin tedavi yöntemleri arasında yer alabileceğine işaret ediyor. Doğanın sunduğu bu sade elementin, modern tıbbın en zorlu hastalıklarından biri olan kanserle mücadelede önemli bir rol üstlenip üstlenmeyeceği ise önümüzdeki yıllarda daha net ortaya çıkacak" diye konuştu. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/kanserle-mucadelede-yeni-umut-bor-elementi-tipta-one-cikiyor-zROxjMJr.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/kanserle-mucadelede-yeni-umut-bor-elementi-tipta-one-cikiyor-zROxjMJr.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/t_kanserle-mucadelede-yeni-umut-bor-elementi-tipta-one-cikiyor-zROxjMJr.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/kanserle-mucadelede-yeni-umut-bor-elementi-tipta-one-cikiyor-zROxjMJr.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/kanserle-mucadelede-yeni-umut-bor-elementi-tipta-one-cikiyor/31499/</link>
			<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:24:03 +0300</pubDate>
			</item><item>
			<title><![CDATA[Uyuşmanın hangi elde gerçekleştiği önemli]]></title>
			<description><![CDATA[Günlük hayatta pek çok kişinin ‘üzerine yatmışım’ diyerek geçiştirdiği, ancak geceleri uykudan uyandıracak şiddete ulaşan el uyuşmaları, ihmal edildiğinde kalıcı sinir hasarına yol açabiliyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, uyuşmanın elin hangi bölgesinde gerçekleştiğinin sorunun kaynağını belirlemede önemli olduğunun altını çizdi.]]></description>
		    <content:encoded><![CDATA[ İSTANBUL (İGFA) -Eldeki fonksiyon kaybı ve hissizliğin kaynağının genellikle sinirin geçtiği dar anatomik kanallardaki basınç artışı olduğunu belirten Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Göçmen, “Uyuşmanın hissedildiği bölge, sinir basısının konumunu tayin etmede belirleyici bir yere sahip.  Baş, işaret ve orta parmaktaki uyuşmalar bilek kanalındaki karpal tünel sendromuna, serçe ve yüzük parmağındaki uyuşmalar dirsek bölgesindeki kübital tünel sendromuna, tüm el ve kola yayılan şikayetler ise boyun omurlarındaki sinir kökü basılarına yani boyun fıtığına işaret edebilir” açıklamasında bulundu.  KENDİLİĞİNDEN GEÇER DİYE DÜŞÜNMEYİN  Pek çok hastanın uyuşmaların geçici olduğunu düşünerek hekime başvurmayı ertelediğini belirten Prof. Dr. Selçuk Göçmen, bu tür vakalarda cerrahi açıdan en büyük riskin şikayetlerin kendiliğinden geçmesini bekleyerek süreci aksatmak olduğunu vurguladı. Sinir sıkışmalarının mekanik bir baskı sonucu oluştuğunu hatırlatan Prof. Dr. Göçmen, bası altında kalan sinir liflerinin zamanla fonksiyonunu yitirerek geri dönülemez hasara ve kas erimesine yol açtığını belirtti.  Erken evrede yaşam tarzı değişiklikleri veya fizik tedavi ile çözülebilecek sorunların ihmal edilmesi durumunda elinden eşya düşürme ve düğme ilikleyememe gibi ciddi güç kayıplarının yaşanabileceğini söyleyen Prof. Dr. Göçmen, “Bu aşamaya gelindiğinde yapılacak bir cerrahi müdahale siniri rahatlatsa bile kaybedilen kas gücünün ve ince motor becerilerin geri kazanılması oldukça güç ve uzun bir rehabilitasyon süreci gerektirir” şeklinde konuştu.  Sinir sisteminin baskıya karşı son derece hassas bir yapıya sahip olduğunu belirten Prof. Dr. Göçmen, erken aşamada yapılacak bir cerrahi işlemin kalıcı felç ve kas erimesi riskini ortadan kaldıran tek kesin çözüm olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Göçmen, "Uyuşma nedeniyle uykudan uyanıp kolunuzu ve elinizi sallamak zorunda kalıyorsanız. Elinizde gözle görülür bir güç kaybı başladıysa. Uyuşmaya boyun ağrısı veya kola yayılan keskin ağrılar eşlik ediyorsa. Bileklik veya dinlendirme gibi basit yöntemlerle şikayetleriniz 2 haftadan uzun süredir azalmıyorsa" vakit kaybetmeden bir uzmana danışılması gerektiğini söyledi. ]]></content:encoded>
		    <image>https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/uyusmanin-hangi-elde-gerceklestigi-onemli-hXOtqjC4.jpg</image>
		    <media:content url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/uyusmanin-hangi-elde-gerceklestigi-onemli-hXOtqjC4.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
<media:thumbnail url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/t_uyusmanin-hangi-elde-gerceklestigi-onemli-hXOtqjC4.jpg"/>
<enclosure url="https://www.keyfiniz.com/images/haberler/2026/04/uyusmanin-hangi-elde-gerceklestigi-onemli-hXOtqjC4.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
			<link>https://www.keyfiniz.com/uyusmanin-hangi-elde-gerceklestigi-onemli/31495/</link>
			<pubDate>Mon, 27 Apr 2026 12:24:04 +0300</pubDate>
			</item></channel>
</rss>