Egzama ciltle kalmayıp, sosyal hayatı da sarsıyor
Egzama, yalnızca fiziksel semptomlarıyla değil, sosyal yaşam üzerindeki etkileriyle de dikkat çekiyor. Klinik Psikolog İpek Erol, bu cilt hastalığının psikolojik sonuçlarını vurguladı.

Egzama, ciltteki kaşıntı, kuruluk ve görünür değişimlerle sınırlı kalmayıp, sosyal ilişkiler ve günlük yaşam üzerinde de önemli psikolojik sonuçlar doğurabiliyor. Klinik Psikolog İpek Erol, egzamanın özellikle yüz, boyun ve eller gibi kolay fark edilen bölgelerde ortaya çıkmasının, kişinin sosyal ortamlarda nasıl hissettiğini etkileyebileceğine dikkat çekti. Bu durumun zamanla yorucu bir düşünce döngüsüne dönüşebileceğini belirten Erol, sosyal ortamlarda kişinin sürekli cildine bakıldığını düşünmesinin kaygı yaratabileceğini ifade etti.
Kaygı Artınca Kaçınma Davranışı Başlıyor
Erol'a göre, egzama yaşayan bazı kişiler, konuşurken karşı tarafın yüz ifadesini, bakışlarını ya da küçük duraksamalarını olumsuz yorumlayabiliyor. Bu durum, kaygıyı artırarak cildi saklama, göz temasından kaçınma veya ortamdan erken ayrılma isteğini de beraberinde getirebiliyor. Kaçınmanın kısa vadede rahatlama sağladığını ancak uzun vadede sosyal karşılaşmaları daha da zorlaştırabileceğini vurguladı. Ayrıca, görünür cilt hastalıklarıyla ilgili yanlış inanışların süreci ağırlaştırabileceğini belirtti. Erol, egzamanın bulaşıcı olmadığını ve bakımsızlık göstergesi sayılmaması gerektiğini hatırlattı.
Sosyal Hayat Daralıyorsa Dikkat
Egzaması olan herkesin sosyal kaygı yaşamayacağını söyleyen Erol, hastalığın görünürlüğünün zorlanma düzeyini belirlemediğini ifade etti. Ancak sık sık buluşma iptalleri, işte geri planda kalma, romantik ilişkilerden uzak durma veya günün büyük kısmını başkalarının ne düşündüğünü düşünerek geçirme durumları, psikolojik destek ihtiyacına işaret edebilir. Erol, psikolojik desteğin amacının kişinin yaşadığı güçlüğü küçümsemek olmadığını vurguladı. Bilişsel davranışçı terapinin, kaygıyı artıran düşünce döngüleri üzerinde çalışmak için yararlı olabileceğini belirtti.
Egzama ile yaşarken sosyal hayatı sürdürmenin, her zaman rahat hissetmek anlamına gelmediğini dile getiren Erol, bazen kaygı varken de bir buluşmaya gitmek veya toplantıda söz almak gerektiğini söyledi. Dermatolojik tedavinin yanında duygusal yükün de ele alınmasının yaşam kalitesi açısından önemli olduğunu belirten Erol, egzama farkındalığının yalnızca belirtileri tanımayı değil, yanlış inanışları düzeltmeyi ve görünür bir hastalıkla yaşayan insanlara daha özenli yaklaşmayı da kapsaması gerektiğini ifade etti.
BU HABERE DE BAKEfes Selçuk'ta kadınlara sağlık bilinci aşılanıyor











